Marifet ister! Ne G.Saray'ın aldığı ceza maçlarına olan fobisi, ne Sayın Özhan Canaydın'ın bu işlerdeki ustalığı ve lobisi, ne de Sayın Adnan Polat'ın devamlı konuşarak "her olayı halledebilirim" hobisi; ne yazık ki bu sefer para etmedi... Ne yalan söyleyeyim, G.Saray'ın 5 maçlık ceza paketi geçiştirilene kadar derbi maçlarının ilk 10 haftada olmayacağı, olsa bile Kadıköy ve İnönü deplasmanlarının ön plana çıkarılacağı şahsım tarafından düşünülmekteydi. Hatta hepsini düşünürdüm de, bu işten Beşiktaş'ın faydalanacağını asla aklımın ucuna getirmezdim bile... İlk defa, 50 bin kişilik Kadıköy'ü kapatıp "ceza" diye 65 bin kişilik İzmir'e vermediler! İlk defa, "ceza süslü mükâfat" kokteyliyle tarihe geçmediler. Ve benim ilk defa, hayretlerim şaştı... Eğer fikstürde görevli vatandaş, 7'nci haftadaki G.Saray-Beşiktaş maçının kurasını yanlışlıkla çekmediyse ve sonra da "ben nerde yanlış yaptım" demediyse; söylenecek tek bir söz kalıyor: Yaşasın Demokles'in Kılıcı! Aslında aynı korkunç sevdadır... Futbolun bize yansıyan adaletsiz yüzünden korkarak yaşamak ve öyle olmasına rağmen bu sevdaya inatla ve ısrarla sahip çıkmak. Ve bizi bu tirajik acının içine sürükleyenlere cevap dahi verememek... Baksanıza, 4 senelik Haluk Ulusoy döneminde 3 kere şampiyon olmak ve hâlâ "Adalet istiyoruz" demek... Bunlar marifet (!) ister... Biz de fikstürde kura çeken elin, şansına ve adalet dağıttığına inanırız ve havalara uçarız. Eee, bu da marifet ister!..