Tanrı'nın eli değil, adalet! Tamudo tam 90'ıncı dakikada golü attığında tüm Nou Camp susuyordu. Çelimsiz, bakımsız bir çocuk olarak geldiği ama büyük yeteneği sayesinde Barça gibi bir takımda forma bulduğu İspanya'da şükretmesi gereken bücür ise eli belinde kalakalmıştı. Nasıl olurdu? Ustası aynı onun yaptığını yapmış, İngiltere'ye eliyle gol atmış, üstelik hakemlere de yedirmişti. Bu golle de Arjantin, İngiltere'yi yenmiş ve ustası Maradona o gol için "Tanrının eli" demişti. Peki onun da eliyle attığı, hakemlere yedirdiği (belki de hakemlerin yemek istediği), rakibinin hakkını yediğini bilmesine rağmen, gıkını bile çıkarmadan, gerçekten kafası ile atmış gibi sevindiği o gol, nasıl olmuştu da Barça'yı galibiyete götürememişti? Anla artık Messi, orada ustanın "Tanrı'nın eli" deyip, hak yediği davranış, sana "Tanrı'nın adaleti" olarak dönüyor ve 90. dakikada çalmaya çalıştığın emeği gerçek sahibine iade ediyordu. Senin gibilere de dürüstlüğün çok önemli bir öğe olduğunu anlamak kalıyordu.