Tuncay doğru olanı mı yazdı? Önce bazı tespitler; M'Brough ya da onların deyimiyle BORO, 1876'da kurulmuş eski bir kulüp. 32 bin kişilik bir statları var. Fener'in 55 binlik stadının yanında pek küçük. Fener en pahalısı 5 bin 500 YTL'ye kombine satarken, onlar bin 500 YTL'ye satıyorlar. İngiltere'deki tek başarıları 2004'te aldıkları Lig Kupası. Ama 2006 UEFA finalinde Sevilla'dan 4 yiyip, kaybetmeleri az bir başarı değil. Yani kendi ligindeki başarı olarak Fener, Boro'yu birkaç kere katlıyor, Avrupa'da ise Boro daha başarılı. Ama başka gerçekler var. Gelin dürüstçe onlara bakalım. Biz dünyanın 1 numaralı derbisi desek de G.Saray-F.Bahçe maçını kaç tane Avrupa ülkesi yayınlıyor? Ya da dünyada kaç kişi bu derbiyi seyrediyor? Kaç tane yabancı gazeteci maçı izlemek için akreditasyon yaptırıyor? Size ben söyleyeyim; aslında sayılar o kadar az ki; hiç söylemeyeyim. Bizim çocukların Avrupa arenasında kendilerini gösterebilmek için tek şansları Avrupa kupaları. Ya İngilizlerin? Küme düşen Watford'un, M. United ile oynadığı FA Cup yarı finalini kaç ülke yayınladı biliyor musunuz? İngiltere Ligi'nin şu anda tam 95 ayrı ülkeden, 1 milyarı aşan seyircisi var. Bu lige 2 milyar doları aşan parayı veren Sky ve BBCligin yayın haklarını elinde tutuyor. Ligin küme düşeninden şampiyonuna kadar, dolayısı ile orta sıralardaki M'Brough'ya kadar, dünyada birçok kişi İngiliz Ligi'ni takım dizilişlerinden, oyuncu adlarına kadar ezbere biliyor. Yani adamlar Avrupa kupalarında oynamasalar bile her yerde izleniyorlar. Oysa ne yazık ki Avrupa'dakilerin çoğunun Türkiye Ligi'nden haberi bile yok. Hasan Şaş ve Hakan Şükür dışında kaç oyuncumuzdan haberleri var sanıyorsunuz? Dolayısı ile Mehmet Topuz gibi bir yeteneği, Gökdeniz gibi bir fırtınayı, Tuncay gibi bir süper starı tanıma şansları olmuyor. Önce bu gerçeği kabul edelim. Biz kendi kendimize gelin güvey oluyoruz. Madem ki dünyanın en pahalı ve en çok izlenen ligi İngiltere, o zaman piyasaya kendini tanıtmak için gideceğin ilk yer de İngiltere. Bu açıdan baktığında, üstelik gideceğin kulüp bu sene büyük yatırımlar yapıp, iddialı bir takım kuruyorsa o zaman çekinmeden gideceksin. Kimse Türkiye Ligi'nden bir oyuncuyu alıp da Barça'ya, M. United'a, Milan'a banko koymaz. Önce bazı yerlerin tozunu yutmasını isterler, daha küçük takımda iyice pişmesini beklerler. Bu yüzden gitti Tuncay. F.Bahçe adına, taraftarı adına, Aziz başkanı adına yanlış olanı yaptı belki ama kendi adına doğruyu yaptı. 6 ay önce Fener'le sözleşme imzalayıp, en az 5-6 milyon euro da Fener'in almasını sağlayabilirdi. Yapmadı. Belki de böyle bir anlaşmanın kendi alacağı parayı düşüreceğini düşündü. İnsani bir refleks, doğru bulmam ama hak veririm. Kendini daha büyük firmalara tanıtabilmek ve her zaman istediği "Avrupa'da oynama" hayalini gerçekleştirmek adına son derece insani bir refleksle gitti Tuncay. Onun çok başarılı olacağından kesinlikle eminim ama şunu da söylemeden geçemiyorum; eğer Liverpool, M. United ya da Chelsea formalarından birini giymeden gelirsen seni başarılı saymayacağım sevgili Tuncay. Yolun açık olsun...