Umarım haklı çıkmam Gün geçtikçe, yeni futbolcular transfer edildikçe, gidenler gittikçe F.Bahçe'nin transfer politikası da yavaş yavaş gün ışığına çıkıyor. Hepimiz biliyoruz ki F.Bahçe son yıllarda, özellikle yabancı futbolcu konusunda, federasyonla kavga halinde. Avrupa'da sınırlama bulunmayan büyük takımlarla başa baş mücadele edebilmek için olmazsa olmaz şart, bu sınırın kaldırılmasıdır. Ama Nuh deyip peygamber demiyorlar. Futbolumuza ve milli takımımıza verilecek zararlardan bahsediyorlar. Kendilerine belki elli kere Dünya Şampiyonu İtalya örneğini verdik ama anlamakta güçlük çekiyorlar. Neyse, konumuz o değil. Anlatmak istediğim, F.Bahçe'nin akıllı ve kimseyi uyandırmadan yasağı nasıl deldiğidir. Henüz transferler bitmedi ama şu anda elimizdekilere bir göz gezdirelim, ne dersiniz.
Kalecileri bir kenara koyalım ve saymaya başlayalım; savunmada Lugano Uruguaylı, Edu ve Carlos Brezilyalı, Önder Belçika doğumlu. Orta sahada Alex ve Aurelio Brezilyalı (Türk vatandaşı), Vederson da Brezilyalı (Türk vatandaşı), Appiah Ganalı, Deniz, Yozgatlı ve Ali Bilgin Almanya doğumlu. İleride Kezman Sırp, Deivid Brezilyalı, Colin Kazım İngiltere doğumlu. Şu anda listede 14 kişi var. Şu bir gerçek ki F.Bahçe doğru yolda bilinçli şekilde transfer politikasını istediği şekilde yönlendiriyor. Bu düşünce yapısıyla da rakipleriyle arasındaki farkı uçuruma doğru götürüyor.
Biliyorsunuz, Tuncay'ın M'Brough'ya transferine karşıyım. Hedef büyütmesini beklerken hedefi küçülten Tuncay'ı Milan'da ya da ille İngiltere diyorsa, M. United veya Chelsea'de görmek isterdim, 3. sınıf bir takımda değil. Premier Lig'de oynamayı büyük bir olay zannedenlerin dolduruşuyla Tuncay hedefsiz, sıradan bir takıma gitti ve yazık etti. Premier Lig'de üçüncü sınıf takımda direkt oynayan 20 yaşındaki Colin Kazım daha büyük hedefler için F.Bahçe'ye geldi. Aradaki fark bu. Kazım doğruyu yaparken Tuncay yanlış yaptı. F.Bahçe'nin kaptanı, 26 yaşındaki Tuncay'ın hangi hedef için M'Brough'ya gittiği hâlâ meçhul. Geçen zamanın beni haklı çıkarmamasını umuyorum.