Ütücü Yıldızları kırpıp kırpıp ya da cilalayaraktan, belki de parlatıp vitrinin önüne koymaktansa aynanın karşısında pantolonuma bakarım. Söküğü nerededir, yaması var mıdır, neresi dikiş tutmaz, kısalmış mıdır ya da benim mi boyum uzamıştır? İyice süzerim... Ve bilesiniz ki pantolunu gösteren ütüdür! Yıllardır sağ ayaklı Ümit Özat'ı sol tarafta çürütmeye çalışan mantık, o bölgeye cilalı ve ışıldar halde Roberto Carlos'u getirdi. O damarı besleyen Tuncay bile gözden düşmüş durumda. Defoyu örten Tuncay ile söküğü yamayan Özat, yerini dikişsiz bir kumaşa bırakmıştır. Eyvallah... İyi güzel de 37 yaşındaki Roberto Carlos satılamayacağına göre, 35 yaşındaki bu yıldıza 10 milyon euro ödemek, pantolona "ince" bir ütü atmak değil midir? Bu pantalonu iki sene sonra giyerler mi, bilmem! Lakin geçtiğimiz dönem 24 yaş ortalaması ile oynayan Beşiktaş'ı yerden yere vuran zihniyet; türlü entrikalarla ikinci olup başarısız sayılırken hayrettir ki bu başarısız Beşiktaş'ın önünde birinci olan F.Bahçe'yi yere göğe sığdıramıyor. Bakkal hesabı yaparaktan, yalnızca Kezman ve Carlos'a 25 milyon euro'luk bütçe ayıran F.Bahçe "basınları, basınımız ve üyeleri" tarafından hiç sorgulanmazken; bizim Beşiktaşımızdan ne istemektedir? Baliç'ler, Ortega'lar, Okocha'lar duyuyor mudur acaba beni! Onların borçları "Büyük F.Bahçe" yaftası altında örtülmeye çalışılmaktadır da "Büyük Beşiktaş" dillere çok mu uzak gelmektedir? Bütün hatları birbirine girmiş G.Saray bile bu kadar kurcalanmazken, neredeyse bastonla yurtdışından antrenör getiriyorken, Beşiktaş'a devamlı sallamalarının altında ne yatmaktadır? Geleceği tehdit, gelecekten korku, kompleks, ihtiras! Siz ne derseniz deyin ama ben yine de pantolon diyorum. Akıllı seçim ve hatasız terzi, iyi bir vitrinle; mükemmel bir giriş yaparız tekstil piyasasına. Unutmadan, bir de "son ütücü" lazım!