Gerçeği söylemenin zamanı geldi Özhan Bey başkanlık koltuğuna oturduğunda, Galatasaray tarihinin o ana kadarki en ağır ekonomik krizini yaşıyordu. Önünde iki seçenek vardı; riskli yolu tercih edip büyümeyi sürdürmek ya da küçülmeyi kabul edip borçları kontrol altına alabilmek. Birinci yol tercih edildi, futbol takımına yatırım yapıldı. İmzalanan sponsorluk anlaşmaları ve kamuoyu baskısı nedeniyle zorunlu bir tercihti belki bu ama sonuçları çok ağır oldu. Sportif başarısızlık borçları ikiye katladı, bu çıkmaz nedeniyle hiçbir söz ve proje hayata geçirilemez oldu. Terim, Hagi, Gürsoy gibi kulübün sembol isimleri bile bu sürecin kurbanı oldular. Bugünkü durum, çözülemeyen Gordion düğümü gibi... Galatasaray, Büyük İskender'ini bekliyor. Ama Özhan Bey görevinin başında olduğunu açıkladığına, üyeler de olağanüstü kongreyi düşünmediğine göre, çözümü yine bu kadrolar üretecek. Bence daha önce denenen ve başarısızlığa uğrayan "yıldız transfer" politikası bir kenara bırakılmalı. Çünkü Fenerbahçe'yle yarış, mevcut şartlar altında yeni bir felaket getirir. Buna karşın 2003-04 sezonu incelenip değerlendirilebilir. Fenerbahçe yönetimi o dönemde, önce Galatasaray, ardından Beşiktaş'a kaptırılan şampiyonluk üzerine rakidal bir karar almış ve "pahalı transfer" politikasına ara vererek genç bir takım yaratmıştı. Yaş ve şöhret olarak tek istisna Van Hooijdonk'tu. Takımın en kıdemlisi ise 5. sezonunu yaşayan Semih'ti! Yöneticiler, "Hedefimiz şampiyonluk değil. Geleceğin takımını kuruyoruz" diyerek camiadan destek istemiş ve "geleceğin takımı" o sezon şampiyon oldu (Tabii Beşiktaş ve Trabzon'un ikramı da unutulmamalı). Galatasaray yöneticileri de taraftarı kandırmayı bırakarak, "sine- i tribüne" döner ve Florya'da, burnunun dibindeki özkaynakları değerlendirebilirse krizi en az yarayla atlatabilir...