Soru- Akılda kalan çok konuşulan, kulüpleri birbirine düşüren sözler oldu. Keşke bu lafı etmeseydi dediğiniz sözler hangileri?
Selçuk Yula- O kadar çok var ki. Geçen sene son maçtan başlamak lazım. Hatırlayın, Denizlispor Başkanı Ali İpek "Küme düşersem açıklamalarla Türk futbolunu sallayacağım" dedi, hâlâ konuşacak! Bir kişi de gidip sormadı "Sen ne diyecektin kardeşim. Anlat bakalım, Türk futbolunu nasıl sallayacaktın" diye. Federasyon o adama hesap sormuyorsa bu ülkede her şey olur. Sen bunu sormazsan artık herkes konuşur. Uslu da konuşur Adnan Polat da konuşur herkes konuşur.
Gürkan Kubilay- Türkiye'deki yöneticilik tarzı, içi doldurulmamış bir hayal tacirliği. Senin kadron yetersizken hâlâ "saat 20.45" lafları ediyorsan, federasyonun özerkliğine karşın devleti göreve çağırıyorsan, yöneticilerini doğru seçmek yerine işler kötü gidince hep mazeret üretiyorsan o zaman yönetim bazında ortada bir boşluk vardır. Bu boşluğu her türlü saçma sapan sözlerle doldururlar. Bu yüzden tek tek kimin ne söylediğine girmeye gerek yok.
Turgay Demir- Bu sezon ayıpları çok olan bir lig yaşadık. Bir defa Adnan Polat'ın hakkını veriyorum; Polat küme düştü! F.Bahçe'de Mahmut Uslu'nun devleti acizlikle suçlaması, Beşiktaş'ta Levent Erdoğan'ın "Teşvik primi etiktir" demesi unutulmayacaktır. Küme düşen bir başka isim de Ali Bilgin olmuştur. Bir futbolcu hayati maçta takımını ortada bırakıyorsa, hiçbir kulüp onu transfer etmemelidir. Evet bu sezon birçok çirkinlik yaşandı ama bizdeki asıl sorun sistemde. Türkiye liglerindeki bütün kulüpleri, yöneticileri, futbolcuları ve taraftarı alın İngiltere'ye götürün, bir tek olay çıkmaz. Bir tek yönetici böyle demeç veremez. Bir tek taraftar olay çıkaramaz. Çünkü orada federasyon var! Suç ve ceza dengesi var. Tarafsızlık var.
İlker Ateş- Benim kötü sözlerde bir numaram, Levent Erdoğan'ın Beşiktaş tarihine attığı en büyük çamurdu. Teşvik primini normal gören bir Beşiktaşlı'ya ilk kez rastladım. İkincisi ise Ali Koç'un "Şerefsizler, hırsızlar" lafıydı. Üçüncüsü Yıldırım Demirören'in "Bu tarihi not edin" diye sanki yukarıdan vahiy gelmiş gibi konuşmasıydı. Sonuncusu ise Mahmut Uslu'nun devleti göreve çağırmasıydı.