Parantezin içinde sadece skor yok Herkes aynı şeyi konuşuyor: 'Galatasaray, Fenerbahçe'yi Ali Sami Yen'de alkışlarla karşılamalı mı?' Keşke Galatasaraylılar, ezeli rakiplerini alkışlarla karşılayabilse... Geçmişte değil, gelecek için yaşamak lazım... Bir yerden başlamak lazım... Bir tarafın başlaması lazım... Bir tarafın büyüklük göstermesi lazım... Keşke alkış olsa, olabilse. Ama böylesi gerilimin ardından "Haydi öpüşün, barışın" demek de hayalcilik galiba... Çünkü ortada kapanmayan bir hesap var sarı-kırmızılı camia açısından. Kadıköy'de taraftarına, yöneticisine, futbolcusuna ve teknik adamına yapılan saygısızlığı, camianın önemli bir kısmı affedebilmiş değil. Fenerbahçeli yöneticilerin, her kriz anında ilgili kurumları baskı altına almak için geleneksel hale getirdiği "Ulusoy İstifa" etkinlikleri de birçok kişi için kabak tadı veren bir tutum haline dönüşmüş vaziyette. Son 4 sezonda 3 şampiyonluk kazanan, diğerini de kendi elleriyle teslim eden bir takımın "haksızlık" iddiasında bulunması inandırıcılıktan uzak kalıyor çünkü! Ama asıl mesele alkışın kim için olduğunda. Alkış futbolcularadır, alkışlanan da şampiyonun ortaya koyduğu futboldur. Futbol parantezinin içinde de sadece skor yoktur kuşkusuz, iyi futbol vardır, fair-play vardır, kalite vardır... Chelsea, Manchester United'ı şampiyonluğu elinden aldığı için sahaya alkışlar eşliğinde çıkardı. Tıpkı bir yıl önce Manchester'lı oyuncuların Chelsea'li meslektaşlarına yaptığı gibi. "Biz iyiyiz ama siz bizden de iyisiniz" demekti bu. Sorulması gereken asıl soru da şu: Fenerbahçe futbol takımı, sergilediği futbolla alkışı hak etti mi? Ve Galatasaraylı futbolcular onları alkışlamayı hak edecek mücadeleyi verebildi mi?