Senaryolar ülkesinin gerçek kahramanları Türkiye, senaryolar ülkesi olunca... Türk futbolu-nun da senaryolardan geçilmez hale gelmesi normal... Kaybeden başlıyor bağırmaya; "Bizi engelliyorlar. Önümüzü kesiyorlar" diye. Hatta durum o noktaya geldi ki, ayağına basılmayan bile bağırıyor avaz avaz, gürültüde sesini duyurmak istercesine; "Ayağıma basacaklar. Bu resmen suçtur..." Ortaya atılan senaryolar, kulaktan kulağa dolaşan laflar öylesine çok ki hayalle gerçek karışmaya başladı. Birçok kişiye, hatta bazı başkanlara göre futbolda sonuç sahada alınmıyor artık! Oysa kendi oyuncun gol atamadıktan, kalecin topu tutamadıktan sonra şampiyon olunamayacağının kanıtı uzakta değil. Ama görmek isteyen kim? İç hesaplaşmadan korkup faturayı sürekli dışarı kesenler kervanına son dönemde Galatasaray da katıldı. Adnan Polat, Fenerbahçe'siz kelam etmez oldu. Gaziantep'te Fenerbahçe lehine verilen penaltı için "Senaryosu güzel yazılmış. Kampanya çok güzel gitti. Uygulama da harikaydı. Tebrik ediyoruz" deyiverdi. Senaryolarında kendi futbolcusuna "hain evlat" rolünü vermekten çekinmeyen Adnan Polat'ın, senaryolarını ve Polat Alemdar'ı kıskandıracak "duruşu" nu görünce, insan düşünmeden edemiyor: Nereye gidiyoruz? Galatasaray nereye gidiyor?