Yanılıyorsunuz! Dona kalmıştım. Kahrolan ruhumun ağır hezimetleriyle kelepçe-deydim. Ve çırpınışlar nafileydi... Okyanusları geçip, çayda boğulmak diye buna diyorlardı herhalde... Kulağımda, küme düşmüş takımlarına ağlamayı bırakıp aynaya bakmadan Beşiktaş kalecisiyle dalga geçen Sakaryalıların traji komik sesi vardı. Runjeeee, Runjeeee... Lakin, inancımı ve umudumu güzelce katlayıp ertesi gün açmak üzere cebime koydum. Ne de olsa günlük yaşıyorduk ve fark üç puana inmişti. Televizyonda iki kelam edip, gazetede iki satır karalıyoruz ya, sabahları ille de eve gazete girecek. Bakalım yazıcılar kime sallamış, nereye toslamış, neler karıştırmış diye... 5-6 haftadır ilk defa bir pazar günü gazeteleri istemeyerek açtım. Filmin adı tahmin ettiğim gibiydi; Mercimek fırında! 'Burak ve Nobre o golleri atsa; Baki, defans yerleşsin diye oyaladığı Cangele'ye nefes bile aldırmazdı' diye pekala yazılabilirdi... 'Ricardinho kademeye eksik girdi' denilebilirdi... 'Gökhan Zan, pozisyonu sezemedi' olabilirdi. '10 kişilik Sakarya'yı nasıl yenemezsin, Tigana bahane, çıkacaksın, yeneceksin' diye sinirlenilebilirdi... Hatta gol takım halinde atılır, takım halinde yenir diye racon kesilebilirdi...
Sorgu, yargı, araştırma Yani ihale, tüm takıma bırakılarak hafifletilmiş olurdu. Fakat amaç, sayılı ve kısıtlı olan Beşiktaşlı oyuncuların moralini bozarak daha da eksiltmek... Cangele, kimden icazet almış... Habire vuruyor, dirsek atıyor, baktı olmuyor tükürüyor, Runje diskalifiye olsun diye adeta çırpınıyor... Sorgulayan var mı? Fener'in G.Antep maçı öncesi, Hasagiç'e gösterilen kırmızı kart ne anlama geliyor? Yargılayan var mı? O maçta oynayacak yedek kalecinin kim olduğunu biliyor musunuz? Araştıran var mı? İşin tuhafı, bu tuzağa en çok Beşiktaşlı spor yazarları düşüyor. Tüm kamuoyu Beşiktaş taraftarının susmasını bir şey bilmemesine bağlıyorsa, fena halde yanılıyor... Suskunluğumuz ve duruşumuz kesinlikle Beşiktaş aşkınadır... Lütfen takip ediniz!