Tigana-Rico Beşiktaş'ta ikinci yılını doldurmak üzere olan, icraatlarını dikkatle izlediğim Tigana için şu sonuca ulaştım; Bu Fransız, Beşiktaş'la "oynayarak" dünyanın "en dahi" teknik direktörü olmanın hesaplarını yapıyor... Ama yaptıkları, rüyadan öte gitmez, gitmeyecek de. Gider de bu saçmalıklarıyla Beşiktaş'ı şampiyon yaparsa, alnından öpeceğim! Bir teknik direktör düşünün, sezonun son 6 haftasına girilmiş, hâlâ sistemini, kadrosunu oturtamamış. Ve bir teknik direktör düşünün, yanlış kurguladığı, ligin zirvesini zorlayan ekibi, lige veda eden, üstelik 54 dakika 10 kişi ile savaşan Sakaryaspor karşısında zavallı "futbol", pardon "top" oynuyor! Bir Fransız'ın senaryosunu yazdığı bu oyunun adı şımarıklıktır, laubaliliktir, rakibi ciddiye almama saygısızlığıdır. Ama Allah'ın sopası yok. Hor gördüğün mazlumdan öyle bir tokat yersin ki, nereden geldiğini bilemezsin! Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncüde tepe üstü gider. "Lige veda" günlerini yaşayan Sakaryaspor karşısında Bobo gibi golcünü kulübede oturtup tek santrforla oynama korkaklığına düşen, üç aydan beri sırtına forma geçirmemiş "pas özürlü" Kleberson'u bulunmayan hint kumaşıymış gibi sahaya sürüp, orta sahanın "atom karıncası" Fahri'yi yanında oturtursan, bu işi beceremeyeceğini çoktan kanıtlayan Burak'ta da ısrar edersen; şampiyonluk trenini kaçırırsın Mösyö. Bir çift satırım da Ricardinho'ya... "Büyük" lüğünü ve "lider"liğini final maçlarında gösterip, oyunlarda "başrol"e soyunmalısın. Deplasmanda kendilerini "yalnız" hissetme mazeretine "büyük" futbolcular sığınmazlar. "Büyük" futbolcular içeride başka, dışarıda başka oynamaz.