En iyisi Yozgatlı Çok güzel başlayan ve devam eden seyahatimiz kafilenin stada hareketiyle bir kâbusa dönüştü. Halbuki her şey iyi gidiyordu, kafile mükemmel ağırlanıyordu. Maç günü Halep adeta sarı-laciverte boyanmıştı. Türkiye'den gelen F.Bahçeliler, Suriye'deki F.Bahçeliler ile birleşince ortalık karnaval yerine döndü. 75 bin kişilik stat dolunca dışarıda da bir o kadar insan kaldı ve problemler de o zaman başladı. İtilip kakıldık, tartaklandık, saatlerce stadın etrafında turladık, futbolcuların otobüsü tesadüfen bir kapı açılınca içeri girebildi ve saat 19.30'u gösteriyordu ki maçın başlama saati 19.45'ti. Başkan ve protokolu taşıyan otobüs de bir saat stadın etrafında tur attı. Maç nihayet saat 22.00'yi geçtikten sonra başladı. 2 saat otobüste stada girmeye, 3 saat de soyunma odasında bekleyen futbolcular haliyle maça yorgun başladılar.
Bu gollere ne diyecek! Zico, Ankara maçının 11'inden Tuncay ile Edu hariç farklı bir 11 ile karşılaşmaya çıktı. Selçuk uzun zaman sonra formasına kavuştu. Pozisyon bulmakta zorlanan F.Bahçe orta sahadan yediği golle yenik duruma düştü. Volkan belki eleştirdiğimiz zaman kızıyor ama bu gollere ne diyecek acaba. Semih'in golüyle beraberlik geldi. Maç 1-1 bitti derken, rakip öne geçti, hemen ardından bu sefer Deniz skoru eşitledi. Selçuk'a bir şey demiyorum çünkü aylarca oynamadı. Ama Kemal'den ağırlığını koymasını bekliyorum, Uğur'dan da. Deivid dün Semih ile çift santrfor oynadı ve zaman zaman güzel işler yaptı. Takımın en iyi M. Yozgatlı'ydı. Tüm ciddiyetini ortaya koydu. Çok güzel ağırlandığımız Halep'te süper bir açılış töreni izledik. Bunları unutmayacağız ama bizlere yapılanları da unutmayacağız. Suriye halkına teşekkür ederken, emniyet güçlerine de teessüflerimizi iletmek zorundayım.