Zirveye doğru Beşiktaş'ın bir şampiyon adayı olup olmayacağı bu maça bağlıydı. Sorunun yanıtı belli oldu. Bu Beşiktaş, olur ya da olmaz ama sonuna kadar yarıştan kopmaz. Bu karşılaşmanın bütün diğer deplasman maçlarından çok belirgin bir farkı vardı. Beşiktaş, sezon başından bu yana en ciddi, en kararlı ve en güzel dış saha maçını oynadı. Hem de maçı daha ilk yarıda kurtararak... Maçın birden çok adamı var. O adamlarla başlayalım. Örneğin Gökhan Zan... O olunca Beşiktaş savunmasında ne kadar arıza varsa, yüzde 70'i otomatikman ortadan kalkıyor, Baki Mercimek'in olağanüstü dağınık oyununa rağmen. Delgado'yu Beşiktaş formasıyla hiç bu kadar star cinsinden görmemiştim. Bu kez hakkını teslim etmek gerek. Beşiktaş'a bu net galibiyeti getiren adamların başında geldi. Koray-Serdar ikilisini unutmayalım. Orta sahada, inatçı başkentli futbolculara göz açtırmadılar. Çok eleştirdiğimiz Burak bile belki de ilk kez fazla bir şey oynamadan, en azından rakibi dağıtarak inanılmaz faydalı oynadı. İki net gol pozisyonunu kaçırmasa maçın adamı bile olabilirdi.
Gerisi artık kolay Ricardinho'dan övgü ile bahsetmek artık bir alışkanlık haline geldi. Bu nedenle onunla ilgili kısa keseceğim. Adamın ayağında sanki mıknatıs var. Top ona geldi mi hiçbir zaman yanlış yere gitmiyor. Beşiktaş'ın bir deplasman maçında gecikmeli de olsa galibiyeti kafasına koymuş bu futbolu, Nobre'ye her zaman gol attırır. Attığı gol öyle her 'futbolcuyum' diye geçinenin atacağı gol değildi. Bundan sonra bu en zor viraj dönüldüğüne göre Beşiktaş önünü daha iyi görebilir. Bir şeyi dikkat dışı bırakmayalım. Ankara, başkent ama Türkiye'nin en kötü sahası da başkentte. Bu kadar kötü sahada Beşiktaş bu futbolu oynadığına göre bundan sonrasını daha iyi oynar. Niye mi? Kalan maçların sahaları gayet iyi!