Yer gösterici Fenerbahçe, ilk yarıda intiharın eteklerinde gezindiği Ankaraspor karşısında, ikinci yarıdaki yürekli direnişiyle üç puanı aldı. Futbolu eleştirildi yine... Ahlaksızlığın "erdem", ikili örgütlenmenin "hak", kalleşliğin "onur" sayıldığı bir futbol düzeninde, bırakalım Fenerbahçe de kötü oynayarak kazansın. Bu ne erdemsizliktir, ne onursuzluk, ne de kalleşlik. Fenerbahçe'nin kötü futboluna kafa yorulduğu kadar, "Beşiktaş şampiyon olsun" diyen Adnan Polat'la, Yıldırım Demirören'in birbirlerine uzattıkları "gazlı bezler" konu olsaydı keşke. "Ben olmadım, biz olalım" sloganı, ancak bizim gibi üçüncü dünya ülkelerinin futboluna yakışır.
* * * Sahi ya, kendi takımının şampiyonluk iddiası sürerken, "Beşiktaş şampiyon olsun" diyen bir adamın, nasıl da ödenmez bir borcu vardır Beşiktaş'a... Ve ne bitmez kini vardır Fenerbahçe'ye. Türkiye'de terörün ve şiddetin geri planındaki resimleri görmek isteyenler, Adnan Polat'ın resmini neden görmek istemez dersiniz? Bizim ülkemizden başka, hangi topraklarda, günahlar sevap yerine geçer? "Kartal'ın koynunda esnemek, bir Aslan'a ne kadar yakışır?" Adnan Polat'ın her sözüne başını sallayan liseli, ya da alaylılar, bu sorunun cevabını verir mi?
* * * Çok şeyini yitiren bir ülkede, güzelliklere sahip çıkmak boynumuzun borcu. Ama güzellikler ne yazık ki parmakla gösteriliyor. Alex'in Ankaraspor'a attığı muhteşem gol, hakkındaki eleştirilere "misilleme" gibiydi. O gol için 3 gün halay çekilir. 2 gün hazırolda beklenir. Ayaklarıyla zaferin el yazısını yazan Alex için yeni tanımlar gerek. Onun kadar çocukların rüyalarına masal taşıyan, başka bir futbolcu olmadığı için. Estetik goller sergisindeki harika ressamlığı için...
* * * Karanfillerimiz asfalta gömülü... Heybetli duruşların ayaklarının altında eziliyor zarafet! Haluk Ulusoy'un televizyonda bugün yayınlanacak olan çekimlerinin anonslarını izledim, bir maç izlerken kurduğu cümleleri.... Futbol Federasyonu Başkanı'nın tavrını gördükten sonra, tribünlere söz etmeye kimsenin hakkı olmadığını daha iyi anladım. Yıllarımızın üzerine basılırken, yarınlara nasıl siparişler verildiğini söylemeye gerek yok.
* * * Hasan Şaş'ı izliyor musunuz? Galatasaray'ın ve hakemlerin "altın çocuğunu!" Top toplayan çocuğa bile saldıran, hakeme posta koyan birini, yıllardır bu ülkede besleyen hakemlerin kendisi değil mi? Hasan Şaş'ın çirkinlikleri "ihtiras" oluyor da, Vestel Manisa kalecisi Bülent'e 20 maç ceza verip, Hasan'ın çirkinliklerine göz yummak "iltimas" olmuyor mu? Bu ülkede çarkın forma rengine göre işlemediğini kim söyler? Bazı renkleri iptal edip, kendi renklerini icat edenlerin düzeninde...
* * * Burası tehlikeli bir ülke. Ülkenin ruhunun başkenti bile zapt edildi de, aynı filmi hiç izlememiş gibi seyrettiriyorlar sizlere. Çünkü yer göstericiler karanlık! Ya siz insanları iyi seçemiyorsunuz... Ya da karanlıkta kalmayı çok seviyorsunuz.