Yeter Burak! Üç büyükler, başkent ekipleriyle karşılaştı bu hafta. Önce F.Bahçe, Ankaraspor'u; ardından da G.Saray, A.Gücü'nü aynı skorla 2-1 mağlup etmeyi başardı. Herkes heyecanla pazartesi akşamını beklemeye başladı. Ama bekledikleri şey olmadı ve Beşiktaş da G.Birliği'ni kendi evinde devirerek sonuna kadar yarıştan kopmayacağını gösterdi. İbrahim Üzülmez ve Bobo gibi ilk 11'in değişmez isimlerinden yoksun olan siyah-beyazlılar, uzun bir aradan sonra ilk kez tek forvetle sahaya çıktı. Gökhan Güleç'e hâlâ güvenmeyen Tigana, Nobre'yi ileride tek başına bırakırken; onu destekleme görevini de Ricardinho, Delgado ve Burak üçlüsüne verdi. Kartal'ın ilk golünde de bu üçlüden ikisinin parmağı vardı. Delgado ortaladı, Burak çıkardı, Nobre ağları havalandırdı. Sakat sakat sahaya sürülen Mustafa Doğan'ın, sahayı sedyeyle terk etmesi, Tigana'nın canını fenal halde sıkmıştı ki; Fransız hocanın imdadına eski bir Beşiktaşlı olan Adem Dursun yetişti.
Her şey puan değildir Tecrübeli oyuncunun kendi kalesine attığı gol hem futbolculara, hem teknik kadroya, hem taraftarlara, hem de başkana derin bir "ohh" çektirdi. Bakkal'ın talebeleri kale önüne kadar geliyor, son vuruşları ise bir türlü düzgün yapamıyorlardı. Bu da başkent ekibinin sahadan puansız ayrılmasına neden oldu.. Beşiktaş, Ankara'da gerçekten de altın değerinde üç puanı hanesine yazdırdı. Ancak futbolda herşeyin puan olmadığını birilerine de ayrıca hatırlatmak gerekiyor galiba. Mesala Burak... Gol kaçar, buna lafımız yok. Ama sen tekme atıyorsun, kart görüyorsun, dayılanıyorsun, kendi takım arkadaşına bağırıyorsun, hatta utanmadan küfür ediyorsun. Sevgili Burak, İbrahim Akın'ın neden sizinle birlikte olmadığını unuttun galiba? Bu formayı giymek zor, çıkarmak kolay; geri almak ise neredeyse imkânsızdır!