İki ayrı takım İlk önce bu takımı çok sevdiğimi söylemeliyim. Nedeni de maçı asla bırakmıyor, mağlubiyeti kabul etmiyor, hırsını ve mücadelesini ortaya koymayı iyi biliyor. Her iki maçta da geriden gelip skoru yakalamak kolay iş değil. Yalnız yukarıda söylediklerim, dün akşamki maçta sadece ikinci 45 dakika için geçerli. Dün Frankfurt'ta iki ayrı devrede, iki ayrı Milli Takım izledik. İlk devre her hattıyla dökülen, tek pozisyon bile bulamayan, buna rağmen kalesinde iki gol gören Millilerimize karşılık; ikinci devre oyuna çok iyi başlayan, pozisyon üstüne pozisyon bulan, sonuçta da istediği sonucu alan ayrı bir Milli Takım. Yalnız burada her iki maçta da bize büyük yardımları dokunan Yunan ve Norveç milli takım kalecilerine teşekkürlerimizi göndermezsek çok ayıp etmiş oluruz. Böyle mantar kalecileri gördükçe bundan sonra Volkan'a söz söyleyen çıkmayacaktır herhalde.
Sevinmemiz gerekir Mecburi eksiklerin yerine oynayan futbolculara lafım yok. Ama Fatih Terim'in özellikle kanatlarla oynamasına lafım çok. Atina'da hiçbir zaman tanık olmadığımız şekilde sağ ve sol kanatlarımız mükemmel çalışmıştı. Sağda Hamit-Sabri ve solda Volkan-Tuncay, olgun ataklar yapıp hem de çok iyi anlaşıp 4-1'lik zaferde, çok büyük rol oynamışlardı. Bunu bozmaya hiç gerek yoktu. Sabri'nin solda ne işi var? Bütün dengeler alt-üst oldu. İlk devredeki kötü oyunun da en büyük nedeni buydu. İkinci 45'te Fatih Terim'in yaptığı hareket gayet basitti ve yapılması gerekendi. Tümer çıktı, Volkan sol kanada geçti. Tuncay, Volkan'ına kavuştu. Sabri sağ kanada geçti. Hamit de Sabri'sine kavuştu. Gökdeniz de Hakan Şükür'ün yanına gönderilince işlem tamamlandı. Sonrasında da pozisyon ve goller gelmeye başladı. Yenilseydik çok kötü olacaktı. Ama aldığımız 1 puan hedefimizi için yeterlidir. Sevinmemiz gerekir.