Tolgay ve Tugay Kerimoğlu Baba Trabzon'da banka müdürüydü. İyi bir futbol bilgisine sahipti. Her babanın ve çocuğun rüyalarını bordo-mavi forma süslüyordu. A. Sebatspor bir okuldu zaten. Önce orada başladılar. Topun başına geçerken kimi Faruk, kimi Necmi, Necati, bazısı Güngör oluyordu. Hayallerinde onlar vardı; tabii Tolgay ve Tugay'ın da. Her ikisi de Trabzonspor altyapısına gelmiş, Sebatspor'dan ayrılmışlardı. İki kardeşin de dikkat çekmesi fazla sürmedi. Ağabey Tolgay genç, Tugay ise minik takımdaydı. Kısa bir süre sonra babanın tayini İstanbul'a çıktı. Şaşkındılar! Kulüp bunlara ayarladığı mütevazı otelin parasını bile vermiyordu artık. Kardeşlerden küçüğe, Tugay'a yol gözüktü. Tolgay burada kalıp takıma girme niyetindeydi. Tugay İstanbul'da devam edecekti ama hangi kulüpte? O zamanki hoca Özkan Sümer yardımcı oldu, İstanbul'dan dostu Ergun Gürsoy'u devreye soktu. O da miniklerin hocası Bülent Ünder'i aradı ve Tugay'ın büyük futbol dünyası böylece başlamış oldu. Tugay, neonların en ışıltılı futbol vitrinine doğru koşarken ağabey Tolgay, Anadolu'nun mütevazı kulüplerinde, tozlu ve zorlu sahalarda kendine yer bulmaya çalışıyordu. Birçok kulüpte oynadı ama bunlar hep 2. Lig kulüpleriydi. Futbola Beykoz'da nokta koydu. Tugay, herkesin malumu Galatasaray'daki parlak kariyerini, İngiltere'de hiç ara vermeden sürdürüyor, profesyonellik dersi veriyor. 37 yaşında, yeniden Milli Takım'a çağrıldı. Ağabeyi Tolgay ise soyadına inat, onu hiç kullanmadı. Kimselere yaslanmadan, tırnaklarıyla kaza kaza Anadolu'da futbol sevdasını sürdürüyor. Bu yıl, 3. Lig'de inanılmazı gerçekleştirip Ofspor'u 2. Lig'e, kendini de daha üst liglere taşımak istiyor. Ha gayret Tolgay, sen bu işi başarırsın. Buna eminim.