C takımı böyleyse Beş yıl önce dünya üçüncüsü olan kadrodan bir tek Hakan Şükür vardı ilk 11'de. O da, 'yaşlıya saygı' kontenjanından bulunuyordu. Fatih Terim, Şenol Güneş'in yapamadığı belki de başarılı takıma saygıdan yapmak istemediği revizyonu gerçekleştirdi, değişim sürecini grup elemelerinin dördüncü maçında Yunanistan zaferiyle taçlandırdı. Türk futbol tarihinin en önemli başarısını elde eden 2002 kadrosuna A takımı dersek, Yunanistan maçına çıkan kadro C takımıydı. Çünkü ilk kadrodan devam edenlerle son dönemde parlayan ancak sakatlıklar nedeniyle kadroda bulunmayanlar (Rüştü, Yıldıray, Arda, Emre, Nihat, Fatih, Nuri, Halil) Türk Milli Takımı'nın esasını oluşturuyor. Yani "Altın jenerasyon bitti, Türk futbolu öldü" diyenler ciddi bir yanılgının içine düştüler. Türk Milli Takımı, C kadrosuyla bile büyük işler başarabileceğini kanıtladı, ayağa kalktı. Avrupa ve Anadolu'daki (Lig A dahil) kaynaklardan sonuna kadar yararlanan bu yapıyı kuranları tebrik etmek gerekiyor. Ancak futbolda dünün değil bugünün olduğunu da unutmamalıyız. Yunan maçı, kırılma anları olan, 2-1'den dönebilecekken farka gidilen ilginç bir 90 dakikaydı. Norveç maçı da kendi içinde bambaşka bir seyir izleyecektir. Ben abartılı yaklaşımların Milli Takım oyuncularını rehavete sürüklemesinden korkuyorum. Umarım yanılıyorumdur... Not: Bu yazı skora bağlı olmadan, maçtan önce yazılmıştır.