Altıngol Hamit Çok kötü bir ilk yarı oynadık. Yunan maçının 11'ini sahaya sürememenin sıkıntısını yaşadık. Sakat ve cezalılardan dolayı sağ tarafımız Gökdeniz ile işlemedi. Oraya alışkın olan Sabri'nin savunmanın soluna geçmesi o tarafta da büyük arızalara yol açtı. Bütün bunların üstüne ilk yarı kalemizde iki gol görünce bir anda çaresiz duruma düştük. Top daha fazla bizde dolaşmasına rağmen tek pozisyon geliştiremezken, rakip iki kez geldi ve elini kolunu sallayarak iki gol attı. Böylesine kritik bir maçta soyunma odasına 2-0 geride gitmek elbette 2. yarıda şok bir plan gerektiriyordu. Ancak kulübede bunu gerçekleştirebilecek oyuncumuz da yok denecek kadar azdı. Yine de Fatih hocanın Sabri'yi soldan sağa alması hücum girişimlerimizi birden bire rekor düzeye çıkarttı. İlk yarıda pozisyon bulamayan takımımız 2. yarıda maçı rakip ceza sahası içinde oynamaya başladı. Gökdeniz'in direkten dönen topu gol olsa işi toparlayabilirdik.
Panik yok, top bizde Emre tam 4 maç Milli Takım'dan uzak kaldı. Kusura bakmasın ama ortada 2000 yılının Emre'si yok. Tıpkı Newcastle'da olduğu gibi Milli Takım'da da durarak oynuyor. Bu kadar eksiğimizin olduğu yerde maçın adamı o olmalıydı. Fatih hocanın bu kadro sıkıntısı içinde bana göre en bariz yanlışı Emre'yi oyunda tutup, Tümer'i çıkartmasıydı. Altın pas tutmaz. Biliyorsunuz bizde bol miktarda Altıntop kardeşler var. Adı Hamit olan 2 altın gol attı, yolumuzu açtı. Her şeyi ona borçluyuz. Norveç bu maçtan üç puanla ayrılsa yeniden zirve yarışına girebilir ve işler bir anda karışabilirdi. Üstelik 5 gün önce 4-1 yendiğimiz Yunanistan ile puan puana olabilirdik. Durumu kurtardık. Bu altın goller tünelin ucundaki ışığı bize gösterdi. Kimse merak etmesin. Top bizde...