G.Saray tiyatrosu Dünya Tiyatrolar haftasını kutluyoruz. G.Saray ise bu haftaya hakkını fazlasıyla veriyor bence. G.Saray tiyatrosunda her geçen gün farklı bir oyun sahne alıyor. Bir gün bakıyorsunuz yönetimde istifa dilekçeleri havada uçuşuyor bir gün sonra ise istifa edenler başkan Canaydın'ın etrafında toplanıp birlik beraberlik senaryosunu sahneye sürüyor. Kavga edenler, atışanlar, maçlarda yan yana gelmemek için özel çaba harcayanlar bir başka gün basına birlik beraberlik pozları veriyorlar. Yönetici Polat ve Canaydın'ın da birlikte yer aldığı son yemekli toplantıdaki gibi. Camiaya bir samimiyetsizlik bir güvensizlik sinmiş. Herkes bir köşede harıl harıl olağanüstü kongre nasıl yapılırın telaşında. Divan zaten yönetimden desteğini çekmiş, 'genel kurul, genel kurul' diyor. Yönetim kurulu içinde paramparça. Gündemde Riva ve Seyrantepe projeleri var ama kimsenin bu projelerin hayata geçirilmesine yönelik bir ümidi yok.
Astığı astık... Futbol takımı başıboş. Başarısızlığın faturası direkt tercüman antrenör Erdal Keser'e kesilmiş. Gerçi onunda barışık olduğu futbolcu yok ama neyse. Gerets'in astığı astık, kestiği kestik. Nasılsa bir senesi daha garanti ya hâlâ mucizelerden bahsediyor. 'Mucizeler zaman alır' diyerek Konya maçı sonrasında kendisine saldıranlara bir parmak bal vermeyi de ihmal etmiyor. Böyle vasat böyle kalitesiz bir ligde lider Fenerbahçe ile aradaki puan farkı şimdilik 9 ve her geçen hafta da artmaması için bir neden yok. Yöneticiler artık lig ikinciliğinin de başarılı bir sonuç olduğunu deklare edebiliyorlar. Sezon sonunda kadroda ciddi bir revizyon olmasına garanti gözüyle bakılıyor. Gazeteler artık G.Saray ile ilgili transfer haberlerine de pek önem vermiyor. Çünkü hiçbir transferi hayata geçirebilirlik hamlesini G.Saray'da görmüyor. G.Saray adım adım eriyor küçülüyor. Herkes Canaydın ve yönetiminden ligin bitimi ile birlikte GÜVENOYU tazelemesini istiyor.