Hatalısın Hocam Brezilyalının taktisyen ve kondisyoner olarak başarılı olmadığı net görülüyor Yedek futbolculardan yararlanmama fikri başarısızlığın nedenlerinden biri
Konfüçyüs ne kadar doğru söylemiş: ''Hiç kimse başarı merdivenlerini ellerini cebine sokarak tırmanamaz.'' İşte zorlu yolda F.Bahçe'nin nerede hata yaptığını sizler için toparlamaya çalıştım ve her zaman olduğu gibi araştırdım.
SERİ YAPAMAYAN FENER Şampiyonlar Ligi'ndeki 2 adet dandik B36 maçlarını çıkarın, Fener ligin başından beri kupa, Avrupa ve ligde 34 maç yaptı. Üst üste ligde sadece 2 kez 3 karşılaşma kazandı. Başka da üst üste kazandığı bir dönem yok. Oysa dönelim Avrupa liglerine aşağıdaki tabloya bakalım, kaç maç üst üste kazanmışlar liderler görelim. İNTER'i bu tabloya almadım bile çünkü onlar zaten 17 maçtır sürekli kazanıyor.
Yani Avrupa'da kafaya oynayan takımların mutlak surette oluşturdukları SERİLERİ var. İyi takım olmanın, rakiplerine fark atmanın, şampiyonluğa koşmanın 1. yolu bu. Bu yolu açan en önemli anahtar ise güçlü olmak. Peki hangi açıdan güçlü olmaktı. Anlatalım sırayla...
ZİCO TAKTİSYENLİKTE VE KONDİSYONERLİKTE PEK BAŞARILI DEĞİL 1-Taktik açıdan; Zico maç öncesi rakiplerin analizi konusunda ne kadar iyi çalışıyor emin değilim. Duyumlarım bu konuda teknik ekibin zayıf olduğu yönünde. AZ maçlarında ben ve ekibim AZ'nin maçlarını didik didik edip, kimin gol atıp, duran toptan Fener'in nasıl ve kimden gol yiyeceğine kadar gerek yazıp, gerekse İddialı Yorum programımızda gösterirken bunların çoğundan Zico'nun haberinin olmadığı anlaşılıyordu. Zico'nun bir problemi de, aslında maça doğru kadro ile çıkmasına rağmen, işler kötüye gittiğinde takımda değişiklikleri doğru oyuncularla ve doğru zamanda yapamaması idi. Hoca ''Değişen Şartlara Göre Maç İçinde Yeni Taktikler Geliştirme" açısından yeterince başarılı olamıyordu. Bunun en belirgin örneği AZ ile Hollanda'da oynanan maçta görülüyor, iyice geri yaslanan takıma, topu önde tutacak bir Semih ile orta alana dinamizm kazandıracak bir Mehmet ya da Serkan bir türlü alınmıyordu.
2-Kondisyon ve savunma açısından; Bu takımın, yaptığı çok şeyi beğenmesem de Daum zamanında en önemli özelliği, Koch'un sayesinde kazandığı kondisyonu idi. Öyle ki Fener geçen yıl maçların ilk yarısında 25 gol atarken, 2. yarılarda bunu 2'den fazlasına katlıyor tam 52 gol atıyordu. Oysa bu sene bu sayılar 19'a 21 idi. Yani Fener artık 2. yarıda coşamıyor tam tersi güçten düşüyordu. Bunun nedeni de açıktı. Tümer de Sakarya maçından sonra "son 10 dakikada yürüyecek halim kalmamıştı" diyerek bunu itiraf ediyordu. Takım iyi çalıştırılmıyor, kuvvet ve dayanıklılık antrenmanları yeterli olmuyordu. Takım, üzerine gelen her rakip karşısında zorlanıyor, bu yüzden de oynadığı son 12 maçın 10 tanesinde yani neredeyse % 90'ın da gol yiyordu. Oysaki aşağıdaki tabloda görüldüğü gibi son 12 maçlık periyotlarında, ligdeki rakibi G.Saray ve Beşiktaş dahil, Avrupa'nın tüm liderleri F.Bahçe'den daha az maçta gol yiyorlar.
PSİKOLOJİ ÇOK ÖNEMLİ BİR BİLİMDİR. 3-Moral açıdan; Bu takımda birinci ön libero Aurelio'dur. Bunun dışında hiçbir çözümü kendi adıma kabul etmem. Bundan önceki 3 yılda Aurelio sadece savunmasından değil, rakip savunmadan dönen topları da bu ülkede en fazla toplayan adam olmuştur. Top çalma açısından da daima 1, en kötü 2. olmuştur. Haftalarca takımın yükünü çekmiş ama 1 maç bile sakatlanmamıştır. Ne zaman ki bu ritmi, yani üst üste oynama düzeni Zico tarafından bozulmuştur o andan itibaren hem sakatlanmaya, hem de oynadığı maçlarda eski performansını ortaya koyamamaya başlamıştır. Sonuç olarak moral açısından gerekli desteği alamayan takımın belkemiği olmayınca F.Bahçe zorlanmıştır.
4-Takım içi ilişkiler açısından; Son maçta Deniz ile Ümit'in daha önceki maçlarda Appiah ile Serkan'ın kısa süreli de olsa sahanın içinde herkesin görebildiği takışmaları takım içinde de, oyuncular arasında da bir huzursuzluğun olduğunu göstermektedir. Aslında, itiraza bağlı sarı kartı en az gören, rakip kaleciden yediği tekmeden sonra aleyhine verilen faule bile sesini çıkarmayan, belki de hakemlerin en rahat yönettiği takımlardan biri olan Fenerli oyuncuların bu sakin tavırlarının bozulmasında, kendinde oynama hakkı gören ama haksızca kesildiğini düşünen oyuncuların takım içi ilişkilerde yaşadığı sorunlar rol oynamaktadır. Takımdan kestiği oyuncuyu neden kestiğini anlatma konusunda oyuncularına ketum olduğunu duyduğum Zico'nun da bu duruma katkısının olduğunu söylemek çok da yanlış olmamaktadır. Ancak burada ilginç olan nokta, şahsen de tanıdığım ve insani yönü inanılmaz güçlü, kişilere karşı saygısı maksimum olan, güleç yüzlü Zico'nun neden bu tür konularda oyuncuları ile yakınlığı kuramadığıdır? Bu konuyu araştırmak şarttır ve öncelikle başkana düşer.
ALEX'E BİR DE BU GÖZLE BAKIN 5-Alex açısından; Aşağıdaki 3. 4 ve 5. tablolarda geçen yıl ve bu yıl G.Saray ve F.Bahçeli oyuncuların attığı gollerin dağılımı, 6. tabloda ise Avrupa'daki lider takımların gollerinin golcülerine dağılımını görmektesiniz. Bu tablolardan çıkan sonuç tektir. İspanya hariç, (ki orada Sevilla'da Kanoute, Barça'da Ronaldinho ve R. Madrid'de Nistelrooy tek başlarına takımlarını sırtlarlar, ligde kopma olmaz ve İspanya'da tam 6 takım alt tarafı 6-7 puanlık bir farkla şampiyonluk kovalar. Avrupa'da, daha doğrusu futbolun iyi oynandığı ülkelerde, başarılı olan takımların yükünü daima en az 2, hatta 3 golcü çekmektedir. Yani futbolcu başına düşen sorumluluk da, yük de eşit dağılmakta, hiçbir oyuncunun üstüne fazla gidilmemektedir. Geçen yıl Fener'de de, G.Saray'da da tablo 3 ve 5'te görüldüğü gibi GOL YÜKÜ eşit paylaşılmış, bu nedenle 2 takımın arasındaki yarışın sonucu son saniyede belli olmuştur. Oysa ki bu yıl Fener, Alex'in üzerine kalmıştır. Üstelik, Fener'in 2 yıl önceki şampiyon olduğu sezonda defans adamları tam 11 gol atarken, bu sezon takımlarına katkıları, o da tümü Lugano'ya ait olan sadece 3 gol olmuştur. Yani Luciano ve Servet'in yeri savunma fonksiyonu açısından doldurulamadığı gibi, yeni savunmacıların hücuma yaptıkları katkıları da nerede ise 4 kat azalmıştır. Tüm bu durumlar sonunda transfer işi de sonuçlanmayınca Alex'i çökertmiş Fener'de ''Son Yılında Yararlanılmayacak Oyuncular ''etiketi alanlar listesine Hooijdonk'tan sonra da adeta Alex eklenmeye başlanmıştır.
FENER YEDEKLERİNİ HİÇ DE İYİ KULLANAMIYOR Aşağıdaki tabloda yaptığım araştırma sonucu Fener'in en büyük dertlerinden birinin daha ortaya çıktığını net bir şekilde görüyorsunuz. Avrupa'da başarılı takımlarda yıllar boyu değişmeyen bir gerçek vardır. Takımlar yedeklerini efektif bir biçimde kullanırlar. Başarılı olan, şampiyon olan takımların yıllar boyu performanslarına baktığımda yedek oyuncuların ortalama aldığı sürenin, toplam maçların 1/3'ünden az olmadığını görmüşümdür hep. Örneğin bu yılda aşağıdaki tabloda gördüğünüz gibi takımın ilk 11'in de yer almayan ama takımları için, yedek kulübesinden gelerek son derece değerli katkılar yapan oyuncular Avrupa liderlerinde ortalama 6-7 maç oynarken bu sayı Fener'de sadece 3'tür. Yani toplam maçların ancak yedide birinde forma bulmaktadır Fenerli yedek oyuncu. Avrupalı rakiplerinin ancak yarısı kadar bir süreyi yedek oyuncularına reva gören F.Bahçe dolayısıyla bu oyuncularından da yeterince faydalanamamış; Kerim, Serkan, Kemal, Olcan, M. Hacıoğlu ve hatta M. Yozgatlı dahi kendisinden yeteri kadar yararlanılamayan oyuncular kervanına katılmıştır. Tablo 6 Sonuç; Geçmişte Fener için yazdıklarıma baktım ; İşte yazdıklarım;
* Edu ve Deivid'i ilk yarının sonrasında gönderilmelerinin doğru olacağını,
* Bu takımın 2 ön liberosu Appiah ve Aurelio'dur, onlardan Aurelio yoksa Serkan ya da Kemal'in oynaması gerektiğini,
* Bu takım orta alanında 4 adamla oynuyorsa sağ tarafı M. Yozgatlı'nın olması gerektiğini,
* Luciano ve Servet'in olmadığı takım bundan sonra duran top golünde çok, çok zorlanacağını...
* Bu takıma devre arası uzun bir santrfor alınmalı diyip, önerilerimi de sıralamışım.
* F.Bahçe'nin ceza alanına giriş sayısının ve girdiği andaki adam sayısının rakiplerinden daha az olduğunu rakamlarla buraya yazıp, ekranda da gösterip, bu yüzden penaltı kazanamadığını ve bundan sonra da, böyle oynarsa fazla kazanamayacağını...
* Fener devre alanında yeterince fizik, kondisyon yüklememiş bu sorunlara yol açacağını...
* Zico'ya sabretmeleri ve inanmaları gerektiğini yazmıştım. Saptamalarımız doğru çıkmış, sadece Zico beni fazla haklı çıkarmamış. Ama tüm sonuç benim değil, onun söylediklerine ve yapacaklarına bağlı olduğuna göre, Zico'nun da bizim öngörüp de hiçbirini yapamadığı ya da yapmadığı şeyleri yapacağını ummaktan başka yapılacak bir şey kalmıyor. 'Akıllı adam aklını kullanır. Daha akıllı adam başkalarının aklını da kullanır' demiş Bernard Shaw. Sizce kimin için söylenmiş bu sözler acaba?