Berbat Fenerbahçe için bu maçı kazanmanın şampiyonluk anlamına geldiğini bir tek Lugano farkında olur, gerisi sanki gösteri maçı havasında oynarsa bu sonuca şükretmek lazım. Düşünün ki, şampiyonluk yarışında haftanın en kârlı takımı, sahasında Denizli'ye iki puan bırakan Galatasaray. Tıpkı geçen seneki Denizli maçı gibi isteksiz, rakip kaleye gidemeyen sanki hazırlık maçı oynuyormuş havasında bir takım vardı sahada. Fenerbahçe arzulu istekli bir futbol ortaya koysa, mücadele etse pozisyonlara girip çıksa bu anlaşılabilir. Ama dün gece ortaya konulan mücadelenin anlaşılması mümkün değil. Burada asıl üzücü olan takım, ligde 1 maç eksiğinde 6 puan puan önde. Yenerse 9 puan olacak ama taraftar yine rahat değil. Bunun sebebi de ortaya konulan futbol. Bugün dünya futbolunda hiçbir takım arka arkaya mükemmel oynayıp, maçlarını rahat rahat kazanamıyor. O tip bir beklenti içinde olmak doğru değil tamam. Ama en azından 100. yılda şu tablodan daha iyisini beklemek de tüm Fenerbahçelilerin hakkı.
Bu takım kötü oynuyor Fenerbahçe hem kötü oynuyor hem mücadele etmiyor. Bir takım kötü gitmeye başladığı zaman klasik olarak "kondisyonu yok" denmeye başlanır. Ama sezon başından beri bakıyorsunuz, Fenerbahçe'den geriden gelip kazandığı tek bir maç bile yok. Daum zamanında Fenerbahçe'nin son yarım saatte risk alıp, kondisyonu ile rakibini ezdiği ve bu sayede kazandığı maçların sayısı o kadar çoktu ki şimdi bundan eser yok. Yapılan, teknik adam ve futbolcu transferleriyle geçen sezona göre geriye gitmesine karşın bu takım 6 puan farkla lider. Sezon sonu geldiğinde yönetime ciddi iş düştüğü kesin. Ama bunlar hep mayıs sonrasının işleri. Şu anda Fenerbahçe camiasının 100. yılda her bireyiyle kenetlenip, bu takıma destek olmaktan başka alternatifi yok. Çünkü geçen sezonun bir tekrarının yaşanması bu sefer çok daha derin yaralara yol açabilir.