Hırsız suçsuz mu? Fenerbahçe fazlasıyla hak ettiği 4. tura, iki karşılaşmayı da ufak hatalar nedeniyle berabere bitirerek çıkamadı. Avrupa'nın en iyi takımları sıralamasında 8. durumda olan AZ Alkmaar'a futbol dersi verdi ama rakibin deplasmanda bir gol fazla atması nedeniyle elendi. Bakıyorum herkes en az suçlu olan Zico'ya yükleniyor. Malum hikayedir; Nasreddin hocanın evine hırsız girmiş, herkes şunu yapsaydın, buna dikkat etseydin derken Nasreddin hoca, "Hırsızın hiç mi suçu yok?" demiş. Şimdi size rakibinden daha üstün oynayan ve çok pozisyon bulan Fenerbahçe'nin sıralayacağım şu hatalardan sadece birinin yapılmaması halinde turu nasıl geçeeceğini ispat edeceğim.
Böyle elenmek gurur verir Kadıköy'de yardımcı hakem ilk golden önceki ofsaytı verse, İspanyol hakem, Deivid'e yapılan açık penaltıyı çalsa, Deivid'in yan direkte patlayan şutu iki santim içeriye vursa, Hollanda'da başta Tuncay (iki defa), Appiah ve diğerleri açık fırsatları değerlendirebilse, Tuncay çalım sevdası yüzünden topu kaptırmasa (ilk gol), Lugano, Şota'ya gereksiz faulü yapmasa (ikinci gol), Volkan serbest vuruşta çıkıp topu yumruklasa veya üzerine gelen vuruşu çelse, bugün Fenerbahçe güle oynaya turu geçmiş olacaktı. Peki turu geçse ne olacaktı? Yabancı futbolcu sayısı sınırlı sarı-lacivertli takım, kadrosunda 15 ve daha fazla yabancılı çok güçlü ekipler karşısında finale çıkabilir, kupayı alabilir miydi? Bence yenilmeden elenmek hele iki maçta 5 gol atmak, bütün Avrupa'nın dikkatini çekmek de önemlidir ve gurur vericidir. F.Bahçe artık 100. yılında gözünü yurt içine çevirip iki kupayı da müzesine götürerek taraftarlarını mutlu etmelidir. Bu kadro bunu başarabileceğini, ortaya koymuştur. Hırsızı unutup, hocaya saldırmayı bırakalım!