Aslan yaralıydı... Gaziantep'te vurulmuştu, kükreyecek hali yoktu. Kanarya ise uçmuş gidiyordu. Aslan'ın tam 7 kilometre uzağındaydı. Bir an önce iyileşmesi gerekiyordu Aslan'ın. Ali Sami Yen'e veteriner çağırılmıştı. Horoz ise geçtiğimiz hafta kendi çiftliğinde bile ötememişti. Uzun süredir sesi soluğu çıkmıyordu, hastalanmıştı. Güvenç, kurtaramamıştı
Horoz'u. Galatasaray'ın kazanmaktan başka çaresi yoktu. Hakan, şükürler olsun sahadaydı. Ters bir sonuçta atı alan Üsküdar'ı geçip, Kadıköy üzerinden Kalamış'a varacaktı. Biz, Galatasaray'dan patlama beklerken, Denizlispor, Ali Sami Yen'de resital yapıyordu. Yusuf, gişe rekorları kıran bir filmin başrol oyuncusu gibiydi. Gösterdiği performansla Oscar'a layık görülürken, G.Saraylı futbolcularla adeta kedinin fareyle oynadığı gibi oynadı. Çok yazık... Yusuf, Denizlispor'da, İnamoto G.Saray'da. Bu adalet mi? "Futbol nankör" derlerdi de inanmazdım.
Kapsama alanı dışında Sezar'ın hakkını Sezar'a vermek gerek. Denizlisporlu Sezar'a bayıldım. "Galatasaray'ın sol tarafında Ferhat mı, Sezar mı oynasın" derseniz, tercihim Sezar olur. Ferhat, ne kokuyor, ne bulaşıyor. "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" misali, riske girmeden oynuyor. Galatasaray forması bu kadar ucuz değil. Ergün'ün ayakakkabılarını sahaya koysanız Ferhat'tan iyi oynar. Gerets'e ne demeli... Nefis bir salonda Yusuf'u izledi durdu. Bir çekirdeği eksikti. Yusuf'a bir türlü önlem alamadı... Gerets ve G.Saraylı futbolcular, miskin miskin filimi seyrederken Hasan Şaş ortaya çıktı, topa öyle bir vurdu ki herkesi şaşırttı. Ama iş işten geçmişti. Adnan Polat'a gelince... Sevgili Polat, hep kendine gelen mesajlardan bahsediyordu. Ama artık Polat kendine gelen mesajları anında göremeyecek. Çünkü Galatasaray, kapsama alanı dışına çıktı. Sonuç olarak G.Saray lige erken havlu attı. Bu duruma üzülmemek elde değil.