Nasıl defans Fenerbahçe burada 2-0, 3-0 kaybetse veya maçın başında yenik durama düşüp geriden gelmeye çalışsa ve turu kaybetse bu kadar üzücü olmazdı. Maçın başında Kezman'ın iki güzel asisti ile 2-0'ı bulup o avantajlı skora rağmen turun geçilmeyişi Avrupa'da söz sahibi olmak isteyen bir takıma yakışmadı. Eğer siz deplasmanda böyle bir skoru koruyacak oyun anlayışını ortaya koyamıyor, sürekli oyunun kendi ceza sahanız civarında geçmesine izin veriyor ve bir türlü ileri çıkamıyorsanız bu sonuç da kaçınılmaz olur. Fenerbahçe'nin başlıca problemi takım savunmasında... Aurelio'nun yokluğu rakibin orta sahayı kolay geçmesinde etkiliydi. Zico, 60. dakikadan sonra Appiah'ı Deniz'in yanına alıp Yozgatlı'yı daha önce düşünse ve Tümer- Alex ikilisinden birinden vazgeçse belki de bu skor olmazdı. Fenerbahçe defansı Lugano'nun birebirlerde etkili hamlelerine rağmen oldukça açıklar verdi. Önder'in de kötü gününde oluşu bilhassa Edu'dan kaynaklanan zaafların bertaraf edilmesini önledi. Fenerbahçe eğer Avrupa'da biryerlere gelmek istiyorsa bu defansif anlayışını değiştirmesi şart. Deplasmanda 2-0'ı bulan bir karşılaşmada bir takımın 45 dakika boyunca bu kadar mahkûm oynaması ve rakibine boş alan bırakması kabul edilemez. Defansif anlamda yapılan yanlışların yanında Tümer ve Alex gibi teknik kapasiteleri yüksek isimlerin rakibin baskılı olduğu anlarda pas yapıp oyunu soğutamamaları ve topu ileriye taşıyamamaları rakibin işine geldi.
Göbek değişmeli Yorulana kadar Ümit, sahanın Fenerbahçe adına en iyi ismiydi. Ümit'le beraber Tuncay da varını- yoğunu ortaya koydu. Zaten Fenerbahçe'nin yıllardır en iyi işleyen tarafı bu ikiliden oluşan sol kanadıydı. Fenerbahçe yönetimi ve teknik heyeti bu bölgeye alternatif arayacaklarına Avrupa'da bu takımı bir yerlere götürmesi mümkün olmayan defans göbeğini değiştirmeyi düşünmeli. Sonuç olarak turu bu şekilde kaybetmek hiç yakışmadı.