Futbolcular Türk futbolunun iki büyük hastalığı var: Birincisi tabelaya bakarak yorum yazmak, ikincisi futbolculara asla dokunmamak. İşler iyi giderse süper oyuncular, kötü giderse kahrolsun teknik direktörler. Milyon dolarlık kontratlara sahip futbolculara ufak tefek dokundurmaların dışında en küçük bir söz bile söylenmez. Futbolun profesyonel bir oyun olduğu, ekonomik bir sektör haline geldiği unutulmamalı. Yani konu sadece futbol oynayıp oynayamamak değil, para kazanıp kazanamamaktır. Türk futbolcusu çok kısa yoldan "büyük yıldız" payesi elde ettiği için en küçük bir düşüşte sorumluluğu kendinde değil başkalarında arama alışkanlığına sahiptir. O nedenle kötü giden maçlardan sonra en kolay hedef teknik direktörlerdir. Hiç kimse çıkıp ta futbolcuları eleştirmez.
En kolay hedef Gerets G.Saray'da da manzara aynı. En kolay hedef Gerets ve kurmayları. Takımda yer bulamayan ve dolayısıyla para kaybeden futbolcular için de en kısa yoldur teknik direktörü eleştirmek. Hiç kendini eleştiren, benim oyun tarzımda şu yanlışlar var diyen, öz eleştiri yapan futbolcuya rastlayamayız. Medyanın dikkati bu takımlarda olduğu için, sıradan bir maçta harika oynayan bir oyuncuyu kesmek kolay değildir. Üst üste birkaç maç iyi oynayan futbolcu "yıldız oyuncu" unvanını da eline geçirdiği için onları oynatmamak teknik adamlar için büyük risktir. Eline gelen şansları değerlendiremeyenlerin kolaydan teknik direktörleriyle kavgalıymış gibi kendilerini sunarak kurtarmaya çalışmaları anca bize özgü. Nasıl geçen yıl şampiyon olan takımdaki en büyük payeyi oyunculara verdiysek, bu sezonki gidişatın da sorumlusu en başta futbolculardır. G.Saray'a lazım olan çenesiyle sağa sola laf yetiştiren değil, sahada terinin son damlasına kadar mücadele edecek futbolculardır.