Alkmaar kötü takım değil. Ancak F.Bahçe daha kaliteli ve yaratıcı oyunculardan oluşuyor. Bir iddiam daha var: Maçta çok gol olmaz.
Sizler için bugüne kadar iki defa AZ Alkmaar analizi yaptık... İlki kura çekimlerinin hemen ertesindeydi. Diğeri ise İstanbul'daki maç arifesinde.
Ne demiştik Her iki analizde de çok önemli bulduğumuz bazı konuların altını çizmeye çalıştık. AZ Alkmaar'ın çok golcü bir takım olduğunu, ama özellikle deplasmanlarda daha gollü ve rahat
maçlar çıkardığını anlattık. Hollanda'da PSV ve Ajax'ın hemen arkasında şampiyonluk kovalayan Alkmaar, bugün itibariyle de net bir deplasman takımı. İçerde topladığı puan 25, dışarıda ise 29. Defansı, yenilenen Hollanda Milli Takımı'nın belkemiği. Orta sahası düz ama son derece mücadeleci ve çalışkan. Oyunu iki yönlü oynuyorlar ve maçların hiçbir anını hiçbir oyuncu seyretmiyor. Herkes koşuyor. Hücumda çok hızlı çoğalıyorlar. Dembele, Koevermans ve Şota'lı müthiş forvet hattını Hollanda'nın en golcüsü yapan da, golcülerin becerisi bir tarafa, işte bu orta sahanın verdiği müthiş destek.
F.Bahçe tembel Fenerbahçe daha klas ama daha tembel. Daha yaratıcı ama daha temposuz. İşte bu şartlarda çıktı ilk maça temsilcimiz. Üstelik defansta Lugano ve Önder'den yoksundu. İstanbul'da gol yemememiz mucize olur, dedik. Rövanşa umut taşımamız için Alex'in Alex gibi oynaması, takımdaki herkesin "Tuncay ruhu" taşıması şart, dedik. Ve her iki analizimizi de aynı şekilde bitirdik: Karşımızda Kayserispor'u eleyen AZ Alkmaar yok, aman dikkat!
Şimdi ne diyoruz İstanbul'a gelen Alkmaar'da altı önemli eksik vardı. En önemlisi takımın kaptanı ve lideri konumundaki forvet Şota'ydı. Kalede büyük sıkıntı içindeydiler. Karşımıza dördüncü kalecileriyle çıktılar. Diğer eksikler aslına bakarsanız çok önemli değildi. Zira takımın omurgasının esası bireylerden değil sistemden oluşuyor. Rövanş maçı öncesi orta sahada görev yapan Mendes da Silva da sakatlandı. Ama dediğimiz gibi, çok önemli değil... Önemli olan şu: Karşı taraf 3-1'den önceki ve sonraki Fenerbahçe profillerini birbirinden ayırıyor. Maçı 3-1'den 3-3'e getiren Fenerbahçe'yi önemsiyorlar. "Gerçek Fenerbahçe oydu" diyorlar. "Aman dikkat" diyorlar. Tıpkı bizim ilk maç öncesi dediğimiz gibi.
Beraberliğe razı Evinde, deplasmanlara göre daha fazla tökezleyen Alkmaar, Fenerbahçe'nin kalitesinin farkında. Üzerimize gelmeyecekler. Ne konuştuklarını, ne yazdıklarını her gün takip ediyoruz. Beraberliğe razılar. Zaten biz de ilk maç kadar kolay gol yiyecek değiliz. Zico geç de olsa Alkmaar'ın hücum gücünü gördü. Orta sahamız daha dikkatli olacak. Daha çok savaşacak, daha çok koşacak. Defansta Lugano ve Önder'in dönüşü çok önemli. İlk maç öncesi "bol gol olur, mutlaka yeriz, aman yediğimizden fazla, hatta iki tane fazla atalım" dedik diye bize kötümser damgası vuranlara ikinci maç arifesinde de şunu söylüyoruz: Bizden hâlâ çekiniyorlar. Zaafları olduğundan değil, akıllı olduklarından çekiniyorlar. İkinci maçta o kadar kolay gol yemeyeceğiz. Tur için olmazsa olmaz olan gol ve golleri bulmak için de orta sahamızı kıran kırana bir mücadele bekliyor. Yapabiliriz. Daha klas takımız ve artık karşımızdaki takımın ne olduğunun daha iyi bilincindeyiz.
Kıran kırana İlk maçta "çok gol olacak" demiştik. Şimdi tersini söylüyoruz, "fazla gol çıkmaz." Müthiş bir orta saha mücadelesi olacak. Forvetlerimiz yakaladıkları pozisyonları Türkiye standartlarının üzerinde değerlendirmek zorunda kalacak. Umarız değerlendirebilirler, zira 0-0 veya 1-1'le elenirsek tek bir şeye yanarız: İstanbul'daki mücadele zaafımıza ve gerek takım savunmasındaki gerekse birinci bölgemizdeki önlemleri yeterince alamamıza.
BARIŞ ERTÜL