Büyük kayıp Aradaki puan farkının büyüklüğü her deplasman maçını adeta ateşle dansa dönüştürdü. Cesaretli ve evinde puan almayı isteyen rakipler karşısında deplasmandaki büyüklerin işi hiç kolay değil. Endişe ve baskının hakim olduğu maçlarda ayaklar gol atmaya, yürekler futbol oynamaya yetmiyor. Önceki gün Beşiktaş eli ayağı birbirine dolanırken dün de Galatasaray bekleneni vermekten çok uzaktı. Veysel ligin haritasını yeniden çizdi. Sıkıntılı günlere geçiren Fenerbahçe'ye en büyük hediye Veysel'den geldi. Galatasaray resmen intihar etti. Demek ki neymiş, puan farkı bir gibi anlamsız demeçler vererek mücadele edilemiyormuş. Maç sahada oynanıyormuş ve ayaklar yerine çeneler konuşunca puan almak mümkün değilmiş. İlk yarı boyunca renksiz ve tatsız bir oyun oynayan sarı-kırmızılı takım, ikinci yarıdaki değişikliklerle biraz hareketlense de, puan kaybı telaşı ve baskısı sahanın her noktasındaki futbolunun iliklerine kadar işlemişti.
Çilingirler işe yaramadı Gaziantepspor'un mücadeleci ve alan daraltıcı oyun kurgusu da lig ikincisinin istediği tempoya ulaşmasına engel oldu. Gerets'in çilingir olarak sahaya sürdüğü oyuncuların performans düşüklükleri de kısırlaşan oyunun önemli sebeplerinin başında geldi. İliç'in keçi boynuzu tadındaki futbolu, hafta içinde yazdığım gibi kendisini göstermesi beklenen Carrusca'nın yokları oynaması gol pozisyonu üretiminin yetersizliğinin en belirgin sebebiydi. Koca ilk yarı boyunca kaleci Hasagiç'i çalıştırmaktan öteye gidemeyen sarı-kırmızılı oyuncular, puan kaybının ne büyük bir darbe vuracağını ancak yetmişinci dakikadan sonra anladılar. Özellikle Hasan Kabze her maça girişinde ortalığı karıştırıyor, takımına dinamizm kazandırıyor. Genç Aydın'ın da büyük katkı yaptığını söylemeliyiz. Son yirmi dakikadaki azmi ve hırsı maçın tamamına yayamamanın faturası ağır oldu.