Başımıza gelenler Neler geliyor başımıza. Her yıl transfer sözü verip ondan sonra takıma doğru dürüst bir sağ bek ve sol bek almayan Özhan Canaydın geliyor başımıza. İşkembeden sallarken iyi, takım sahada tel tel dökülürken somurtan Adnan Polat geliyor başımıza. Maçı dalgın dalgın seyredip arada bir yerinden fırlayarak ellerini kollarını sallayan Gerets geliyor başımıza. Bu Gerets öyle bir hoca ki 90 dakika Hasan Şaş'a tahammül ediyor, Orhan Ak'ın hatalarına göz yumuyor. Gelen topları bir duvar örneği orasına burası çarptırıp sağa sola atan ve maç boyunca tek olumlu hareketi kaleye şut atmak olan Carrusca geliyor başımıza. Bir de hakem diye bir adam çıkmış sahaya. Galatasaray'ın iki yüzde yüz penaltısını vermiyor ama biz bunların ardına mazeret diye sığınamıyoruz. Şimdi Gerets'in sahaya sürdüğü şu 11'e bakalım. Carrusca'nın yerinde Ayhan, İnamoto'nun yerinde Mehmet Güven ya da Mehmet Topal, Hasan Şaş'ın yerine de Hasan Kabze ile oyuna başlasa bu takım en azından 70'in üzerinde top kaybetmezdi. Koskoca Galatasaray ilk gol pozisyonuna 70. dakikada girdi.
Gaipten gelen sesler Galatasaray'ın tarihinde formanın bu kadar ucuz olduğu görülmemiştir. Sadece boş vaatlerle 5 yıl geçiren bir başkanın elindeki son koz bu takımdı, onun da halini dün gece dünya alem gördü. Gaziantepspor aslında kolay yenilecek bir takım. Ama tek santrfor oynarsanız, o da Ümit olursa ve G.Antep savunması arasına sıkışıp kalırsa bir şey yapamazsınız. Maça Hasan Kabze-Ümit ikilisiyle başlayıp en azından Ümit'in Gaziantep savunması arasında engelleyebilseniz belki Galatasaray birçok gol pozisyonuna girebilecek. Ancak Gerets bunların hiçbirini görmüyor. Maçın 60. dakikasında aklına Hasan Kabze geliyor, 80'de Ayhan geliyor, Ayhan'ı sahaya alırken de takımın en iyisi olan Okan'ı çıkarıyor. Uzun lafın kısası takımın başında Gerets ve İnamoto, Carrusca gibilerinin sırtında forma olduğu sürece Galatasaray'ın işi sadece gaipten gelen seslere bağlıdır. O kadar!