Sessiz maçlar Takım sporlarının zevki taraftarla artar. Sporcuları heyecanlandıran ve performanslarının yükselmesine neden olan da seyircinin destekleyen tezahüratıdır. Ama bizde bazı federasyonlar olayları önlemek için sahaları seyirciye kapamayı tercih ederek aslında bindiği dalı da kesmiş oluyorlar. Taraftarın olay çıkarmasına ve terbiyesiz davranışta bulunmasına elbette karşıyım. Ancak birkaç kendini bilmezin veya provokatörün yaptığı kötü hareketin cezasını tüm kulübün çekmesi de haksızlıktır. Sanırım dünyanın hiçbir ülkesinde de böyle bir uygulama yapılmıyor.
Çirkinliğe son verilsin Sahalara seyirci almamakla, yalnız kulüp ve taraftarlar zarar görmüyor. Milyonları bulan bilet bedellerinden, belediyelere, devlete ve federasyonlara kalan paylar da satış olmadığından alınamıyor. Oysa madem zabıta kuvvetleri kulüpler ve federasyon bu çirkin hareketleri tamamen önleyemiyor, bunun yolu sadece olay çıkaran taraftarları için kulüplerin çok ağır para cezalarıyla hizaya getirilmesi olmalıdır. Bu suretle maçlar antrenman havasından kurtulurken, sporcular da karşılaşmayı daha dikkatli, daha zevkli ve daha üstün performansla sürdürebilirler. Federeasyonlar bir an önce bu haksızlık ve çirkinliğe son vermelidir. Dikkat ederseniz, çok kısa bir süre içinde G.Saray, Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin futbolcuları, hocaları ve yöneticileri hemen hemen aynı sözleri söyleyerek bu durumdan şikayetçi oldular. Taraftarlar da kahve köşelerinde içlerine sindiremeden maç seyretmekten zevk alamadıklarını dile getirdiler. Özetle; federasyonlara bu büyük mali kayıptan kurtulmaları için akıl; taraftarlara da tribünlerde küfür eden, sahaya yabancı maddeler atanlara mani olmalarını ve yapanları zabıta kuvvetlerine teslim etmelerini öneririm.