Düşürün rahatlayın! Denemedikleri yol kalmadı. Boşa koysalar dolmuyor, doluya koysalar almıyor. Olmuyor, olamıyor. Yapılmadık tezgah, ayak oyunu, ittifak, yenilmedik yemek, girilmedik ahlaksız ilişki kalmadı. Utanmazlığı bile utandırma pahasına, ne fotoğraflar, ne pozlar verildi pişkin pişkin. Hâlâ devletten ulufe koparma, hala arazi işgal etme ve üstüne de devlete stat yaptırma peşindeler. Poker suratlarda aynı donukluk, aynı ifadesizlikle hiçbir şey olmamış gibi, yaşananlar normalmiş gibi davranıyorlar. Medyadaki 'angaje' kalemşörleri de, gündemi saptırıp Fenerbahçe nefreti pompalamak için tek bir ağızdan, aynı cümlelerle saldırmakla meşguller. Savaşlar barış, barışlar savaş diye yutturuluyor. Beyinler yıkanıyor, şartlandırılıyor. Olsun. Fenerbahçe hepsini yenmek zorunda. Federasyonu da, hakemleri de, ittifakları da, utanmazlığı da, kendi açmazlarını da, işbirlikçi hainleri de hatta kendini de alt etmek zorunda. Bu camia da, bu yönetim de, taraftarın büyük bir bölümü de buna kendini adamış durumda. Ve dünya kurulduğundan beri, hiçbir endüstri kendini adamış bir adamdan daha tehlikeli silah icat edemedi.
Kendi savaşında başrolde İşte sarı-lacivert dayanışmanın, devletten tek kuruş dilenmeden, yaptığı 'gecekondu' ortada. Dedik ya, bu dilenenler ile direnenlerin savaşıdır. Fenerbahçe başkalarının sahte barışlarında figüran olmak yerine, kendi savaşında başrolü tercih etmiştir. Saldırıya uğrayan kendisidir ama, soğuk savaş propagandası ile 'saldırgan' olarak lanse edilen de kendisidir. Bu sisteme teslim olmaktansa, diz çökmektense, biat edip nimetlerinden faydalanmaktansa, en ağır bedeli ödemek daha onurludur. Kıvırmaya, evelemeye-gevelemeye gerek yok. Sistemin bütün mimarları, aktörleri ve figüranları birleşin! Sizden bu kadar mertlik beklemek çok ayıp ama delikanlıca Fenerbahçe'yi küme düşürün! Yapın ki, Fenerbahçe de, sizler de, ülke de rahatlasın! Yapın ki, Fenerbahçe daha çok büyüsün! Yapın ki, boyunuzun ölçüsünü hakkıyla alın! Yüreğiniz yetiyor mu?