İlk yarı kokusu Bazı hakemlerin yapamadığını yapın. Ekranların çok bilmiş yorumlarına itaat etmeyi değil, adalete ibadet etmeyi öğrenin. Helalinden penaltıları bile veremeyecek kadar "gölge adam" olacağınıza, düdüğünüzü denize atın. Sahte suretinizle değil, gerçek benliğinizle görünün sahada. Yükselen değeriniz alçaklık olmasın.
Bazı hakemlerin yapamadığını yapın. Arkanızdaki karanlık adamlara değil, aydınlık gerçeklere hizmet edin. Her pozisyonda yüzünden maskesi kayan, her düdükte boyası biraz daha akan zanlılardan olmayın. Bir takımı sırtından vurup kaçmayın.. Namuslu insanlar için, fazla uzağa gitmiş olamazsınız.
Bazı hakemlerin yapamadığını yapın. Çift taraflı korkaklık, şifrenizi ele vermekte birebirdir. Böyle düdüklerle, ödülünüzü ancak namussuz yöneticilerden alırsınız. Oysa namuslu insanların alkışlarından daha anlamlı ne olabilir! Puan cetvelini dengelemek ne haddinize!
Bir hakem, 90 dakikalık gecelerde adaleti öldürürken, aslında çok şeyi öldürür. O gecelerin sabahında, kirli bedenini de yatağında bulur. Rahatsız olmasına gerek yok. Bir hakem ne ettiyse onu bulur.
O yüzden bazı hakemlerin yapamadığını yapın. İnsan olun, şerefli bir insan. İnsan olanın, 90 dakika sonunda bırakacağı izler, bir ömür boyu ona şeref ve haysiyet kazandırır. O yüzden şerefsizliğin düdük seslerini susturan bir hakem olun. Mutlaka maç yönetmeniz de gerekmez. Adalet yürektedir çünkü. Düdükte değil.
Türkiye'de futbolu yanlış yönlendiren ve bataklığa sürükleyen bir televizyon sistemi varken, bazı hakemlerin bataklıkta dans etmesi şaşırtıcı değil. Hakemleri yönlendirecek özgürlük kimin icadıysa, bu ülkedeki anarşinin sebebi de, bu programların namussuz icadıdır.
Ekranda terbiyesini bozmuş yorumların, futbolla ilgisi olmadığı ortadayken, dökülen kanların ve küfürlerin hizmetindeki bir ilk yarıyı tamamladık. Futbol kalitesinin cılız bir yangını vardı. Ağzına dinamit doldurmuş futbolcu bolluğu vardı. Ama bazı yöneticiler vardı ki, onlar sportmenliği öldürmek için tutulan kiralık katillerden farklı değildi. Maç sonunda altına kaçırmış cümlelerin üzerinde tepinen, küfürün el bebekleri. Taraftarların gözbebekleri.
Asıl mesele finalde... Ekranlardaki seçilmiş adamların piyon olarak kullanıldığı düzende, şahlar ve padişahları ligin ikinci yarısında izleyeceğiz. İntikam saati yaklaştıkça, kendilerini tutamaz olacaktır bazıları. Geçen yıl olduğu gibi...
Ligin ilk yarısında güzellikler yok muydu? Vardı elbet. Beşiktaşlı Ricardinho vardı, soylu bir ozan gibi, ayaklarıyla taraftarın gönül telini titreten... Fenerbahçeli Tuncay vardı, ciğerleri kanatlı adam. En sinsi karanlıkları ayaklarıyla delip geçerken, kaybetmeye asla tahammül göstermeyen, Galatasaraylı Ümit Karan vardı, estetik goller sergisine en çok fotoğrafı asılan adam.
Böylesine karanlık bir coğrafyada, kum tanelerinin ne hükmü olur ki! Hakemlerin ve yorumcuların üç paralık düşlere hizmet ettiği bir ülkede, futbolun kalitesini tartışmak kimin haddine!