Tabuları yıkmak Avrupa Şampiyonası'nda yendiğimiz takımlar, sıradan çaresizliğin takımları. Oynadığımız futbol, ilkel futbolun kalıntıları... Talihin getirisiyle idare etmekle, kahraman yaratmak arasında sıkışan sistem, bir devrimci yaratıyor bu kez. "Tabuları yıkmaya çalışıyoruz" diyen yeni Fatih Terim'i...
***
Top yapamayan, pozisyon üretemeyen ve bizim ikinci ligimizden bir takım görüntüsü veren Macaristan karşısında zor bela kazanan bir takımda, yıkılan bir tek tabu var, o da Mehmet Aurelio... Hakan Şükür'ü bu takımda oynatan güçlerle, Mehmet Aurelio'yu reddeden güçler arasındaki savaşı, mücadele ruhu kazandı. Mehmet Aurelio'nun milli takımda, topa uzanan ayak sesleri, aslında kalbinin sesleri... Kendisini galibiyete örgütleyen askerlik, sadece onda vardı. O yüzden Mehmet Aurelio iyi ki var.
***
Fatih Terim'in milli takımda yaptığı bu cesaretli eyleme karşılık, maziye olan sadakati, tabuların yıkılması için örülmüş en sağlam duvardır. O yüzden sadece Mehmet Aurelio'yla devrim yapılamaz. Tabuları yıkmak için, önce yürek gerekir. Gençlik ateşi ve büyük takımların gönlünü çelmek klasikliğinden sapmak gerekir. Tabuları yıkmak için, kendisinden başkalarının düşüncesine saygı duymak ve adam ayırmamak gerekir. Kaybederken kendini kaybedenlerin, kişisel hırslarla apoleti birbirine karıştıranların devrimci sayılması, devrimin ruhuna haksızlık olur.
***
Rüştü'den başka kaleci, Hakan'dan başka santrfor tanımayan bir sadakatin, tabuları yıkmakla yakın ilişkisi olamaz. İbrahim Üzülmez ve tabuları yıkmak arasında yakın bir ilişki kurulması benim garibime gidiyor. Servet'in bir kafa pasına şiirler yazmakla, bunun karşılığında, Fenerbahçe bağlantısı kurup, Zico'yu darağacına yollamak arasında, ihtilali gerektirecek bir yakınlık kuramıyorum. Devrimin tesadüflerle yakın ilişkisi yoktur.
***
Çanak soruların karşısında kendinden geçen, beğenmediği sorunun karşısında kendini kaybedenlerle devrim olmaz. Devrim hoşgörünün de, cesaretin de tokalaşmasıdır. Beğenmediği soruyu, "Sen bu hakkı nereden buluyorsun?" kalkanıyla iade eden bir teknik adama, o gazetecinin sorduğunu ben de soruyorum. "Ersen Martin'in bu takımda oynaması için, ne yapması gerekiyor?" Soru hakkımı, maçtan sonra kullandıysam, devrime ihanet etmiş sayılır mıyım? Çanak soru bankasındaki mevduat sahipleri için, kriz yaratmış olur muyum
***
"Bu çocuklar işi biliyor" sloganıyla, Macaristan galibiyetini selamlayan Haluk Ulusoy'a da itirazım var. Haluk Ulusoy ve futbol konulu bütün ortaklıklara da itirazım var zaten. İtirazı olmayanın, devrimle de, tabuları yıkmakla da işi olmaz. İsviçre maçından sonra biz yandık. Fatih Terim ve Haluk Ulusoy, tahtında kaldı. Oysa devrimde, vermeden almak yoktur. Ama onlar hep aldı. Hepas bile vermeden.
***
"Sen çok yaşa padişahım" diyen medyatik sistemde, ne yapılacak devrim kalmıştır artık. Ne yıkılacak tabu... Bir maç kazanmakla devrim yapılsa, devrimin ruhla ilgisi olmazdı zaten. Çünkü devrim ruhtadır. Lejyonerlikte değil.