Havayı yakaladık Akıllı oynayıp kazanmak, iyi oynayıp kaybetmekten daha iyidir. "Eleme" maçlarında "şov" yapmak diye bir kanun maddesi yoktur... Rakibe göre "kadro", rakibe göre "taktik" ve "gerekli" konsantrasyon yeterlidir. Mili Takım, Avrupa Şampiyonası elemelerine bu "felsefe" ile başladı ve "paket" programda "arıza" yapmadan yoluna devam ediyor. Macarlara, bir "ölü", bir "diri" top dışında pozisyon vermedik. Biraz becerikli olsak, fark bile yapabilirdik. Fatih Terim'e "çamur" atmak için pusuda bekleyenler, sanırım avuçlarını yalayacak. Rüştü, F.Bahçe'dekinden daha sağlam bir savunmanın arkasında "kusursuz" oynuyor. Savunmanın arkasında Gökhan Zan-Servet ikilisi, kimseyi mahcup etmiyor.
Defansın soluna İbrahim Üzülmez'i koymayanı döverler. Fatih hoca, "dayak" yemesini sevmez! Hamit de sağ tarafa iyice yerleşti. Ön liberoda Aurelio'dan iyisi var mı da Terim onu oynatmadı? Aureilo, "fantazi" devşirme olarak değil, "ihtiyaçtan" oynuyor. Bugünkü formları ile ne Sabri'yi, ne Arda'yı 11'in dışında tutabilirsiniz. Tuncay ve Gökdeniz'de yanlışlık yok. "Peki Hakan'da yok mu?" derseniz, "O kadar kusur, kadı kızında da olur" derim. "Üçlü paket" yarın Moldova maçıyla "kayıpsız" tamamlanır. 2007'deki 9 maçta ise 2 adet "ikili paket" var. İlkbahar ve sohbaharda peş peşe gelen Yunanistan ve Norveç paketleri. Havayı yakalayan Milli Takım, paketleri "adrese" teslim eder. Bu "ışığı" ve "final kararlılığını" gördük. Biraz iddialı olacak ama... Biz bu bileti "yenilgisiz" alırız.