Kadıköy ve ittifak 1974'ten futbolu bıraktığım 1991 yılına kadar futbolcu olarak neredeyse dünyayı dolaştım. O yıldan bugüne kadar da yazar olarak dolaşmaya devam ediyorum. Gittiğimiz ülkelerde, alışkanlık ya, bir saat önce oturduğumuz tribünleri bomboş görünce "Bunlar da taraftar mı, şuraya bak, stat bomboş" yaftasını yapıştırıveriyorduk. Maçın başlamasına beş dakika kala full dolan stadı görünce de "Vay be, şu olayı ülkemizde yaşayabilecek miyiz acaba" diye de iç geçiriyorduk. Şükrü Saracoğlu Stadı 52 bin kapasiteli. Bu sezonki maçlarda ortalama 47 bin kişiye oynanmış (Zaten 30 binden fazla kombine var.) Üç dört bin kişilik boşluğu görünce stat boş diyenleri de görüyoruz, maçtan 15 dakika önce taraftar maça gelmiyor" diyenleri de. Ama aynı Avrupa'daki gibi başlama düdüğünden 2-3 dakika önce her yer aniden doluveriyordu. F.Bahçeliler bu işe alıştı ama asıl alışması gerekenlere, özellikle futbolun içinde olanlar, alışmakta güçlük çekiyorlar. Hâlâ "Ülkemizde böyle bir şey olabilir mi" diye adeta inanamıyorlar. Ama onlar da alışacak. Ülkezimi aşan bir Şükrü Saracoğlu gerçeğini artık kabullenmek gerekiyor. Biliyorsunuz geçen sene kurulan ittifakın adı "kutsal" filan değil, "çirkin"di. Bu sene işler düzelir dedik ama bakıyoruz eski tas eski hamam. Canaydın 16 kulübü davet etmiş bir tek F.Bahçe'yi davet etmemiş. Baktı ki takımı kötü, geçen seneki işleri yapıyorlar, diğer kulüpler ile F.Bahçe'nin arasını açmaya çalışıyorlar. Kulüp başkanlarına sesleniyorum, bu küçük oyunlara gelmeyin. Geçen sene Malatya ile Samsun'un nasıl yakıldığını unutmayın. Aynı olayı siz de yaşayabilirsiniz. Başınızdaki Canaydın'ın Kulüpler Birliği'ne karşı olup üç takımla beraber altına imza attığı anlaşmayı da unutmayın. Kendisinin o imzayı unutup neden başınıza geçtiğini de varın artık siz sorgulayın.