Böyle nereye kadar Tamam, F.Bahçe'nin yeni transferlerin mutlaka uyum için zamana ihtiyacı var. Peki ya mücadele, saha içi yardımlaşma ve toplu savunma için? Artık herkesin iyiden iyiye aklını başına alma vakti. Bu kadar savrukluk, kopukluk ve hamlesizliğin yanında, bir de oyun içindeki dalma alışkanlığı eklenince, herkesin sınırları da sinirleri de zorlanıyor. Futbolun olmazsa olmaz temel prensibi, toplu savunma toplu hücumdur. Hücum savunmadan, savunma forvetten başlar. Fenerbahçeli futbolcular, kendi evinde ağırladığı rakiplerine kendi yarı sahalarında rahat taç atışı bile yaptırmamalı. Centilmenlik kurallarının dışına taşmadan, agresif oyunuyla rakiplerini yıldırmalı, pes ettirmeli. Ancak ortadaki manzara tam tersine. Dilimizde tüy bitti ama ısrarla söyledik, yine söylüyoruz. Her şeyden önce terinin son damlasına kadar mücadele, her şeyden önce takım ruhu. Yani işin sırrı çalışmak, çalışmak yine çalışmak.
Ağa değil ağabey lazım Bu takımda hiç kimsenin elini beline koyarak, yaylana yaylana yürüyerek oflama puflama özgürlüğü yoktur. Fenerbahçe'de 'ağa'lara değil, 'ağabey'lere ihtiyaç var. Söylemlerde sıklıkla duyuyoruz ama eylemde göremiyoruz. Üstelik ortalıkta ittifakın yeni dönme dolap senaryoları uçuşurken. Her maça 2-0 gerideymiş gibi, her maça derbi maç gibi, her maça 9 kişi çıkıyormuş gibi ağır bir motivasyon ve çelik bir hırsla çıkmak zorunda futbolcular. Ona göre koşup ona göre mücadele etmeli. Sahadaki rakibi kadar, saha dışındaki rakiplerini de yenmeli. Çünkü pusudakiler bile, 100. yılı zehir etmek için kendini deşifre edip ortaya çıktı. Bu yüzsüzleri ters yüz edecek olanlar öncelikle sahadaki kramponların sahipleridir. Hiç kimse itiraz etmesin. Çünkü bu F.Bahçe'de oynamanın, çubukluyu taşımanın gerektirdiği ek bir sorumluluk, ek bir bedeldir.