Dünya Kupası gerçekleri İlk tur maçları da olsa Dünya Kupası'nı yerinde izledim ve zevkli karşılaşmalar seyrettim. (Tabii daha sonrasını TV'lerde) Görebildiğim 3 gerçek var; 1 - Futbol insanları öyle güzel birleştiriyor ki; farklı milletlerden insanlar tanışıp, kol kola eğleniyorlar, yepyeni arkadaşlıklar kuruluyor. İşin eğlencesi bir yana sporun ana amaçları olan kardeşlik, dostluk ve sevgi üçgeninin en iyi şekilde yaşatılması güzel. (İngilizlerin birkaç olayları hariç, onları da saymıyorum...) 2 - Bütün bu güzelliklerin yanında futbolun özellikle ilk turlar sonra (o maçlar güzeldi) inanılmaz derecede çirkinleşmesiydi. Teknik adamlar maalesef kendilerini düşünüp, sadece bir üst tura çıkmak istediler. Gol yememeyi hedefleyip, korkaklık adına tarih yazdılar. 3 - Ne yazık ki "Başarı için her yol mübahtır" felsefesi 1. kural olarak Almanya'da kendine yer buldu. Örneğin; Zidane'ın atılması acaba sadece kendi suçu muydu? Haksız penaltılar, kartlar, serbest vuruşlar kazandırıp, sevinen futbolcular izledik. İşte yukarıdaki üç maddede belirttiğimiz saha dışı güzellikleri saha içinde bulamadık. Yalnız gerçek şu ki; bu durum böyle devam ederse yakında saha dışında da kimseyi bulamayacağız. FIFA ve UEFA'nın bu olasılığı çok iyi değerlendirmesi gerek.