Dağların heybeti Daum, Fenerbahçe'nin başına da belaydı, sonuna da... Fenerbahçe'den sonra, belli ki kan oturmuş hayatına. Küçük törenlerin adamı, nefretinin özetini çıkarıyor, şimdiki zaman söylemlerinde. Kendisinden sonra Fenerbahçe'nin başına geçecek adamlara "sinsi mesajlar" gönderiyor. Gönderildikten sonra, "Bu takımın temeli yok" diyecek kadar arsızlaşan birine sormazlar mı, "Üç yıl sen ne iş yaptın?" diye. Kendi temelinden dumanlar yükselen birine sormazlar mı, "Susman gerektiği zaman konuşuyorsun da, konuşman gerektiği zaman niye sustun?" diye... Fenerbahçe'de büyük düşler yolda kaldıysa, küçük adamların eylemlerine yenik düştüğü içindir. Görünen bir şey var ki... Fenerbahçe'de bu yılın en büyük kazancıdır Daum'un yokluğu...
***
Fenerbahçe taraftarı için Daum mesele değildir artık. 100. Yıl'da olmaması gereken adamlardan birinin söylemleri, geçmişteki saygıyı da alıp götürmüştür. Yeni yolların döşendiği Fenerbahçe'de, güneşin erittiği asfalta gömülmüştür Daum! Kazanırken kahraman, kaybedince figüran olanların, ne şampiyonlukla anılır adı. Ne adamlıkla...
***
Mesele adamlıktır zaten. Adamlık da, ne konuştuğunu bilmekle yakından ilişkilidir. "Benim meselem Aziz Yıldırım'la" diyen ve Fenerbahçe Kulübü'ne yakışıksız ithamlarda bulunan İlhan Cavcav'ın savunmasında aranan zerafet var mıdır? Ve televizyonlardaki pozisyon kadavralarının, Aziz Yıldırım'ın açıklarını yakalamak için gösterdiği özenin zerresi, böyle ahlaki meselelerde niye yoktur? Türkiye'deki anarşik düzeni besleyenler, hangi hakla itibar görür? Ve televizyon yorumcuları hangi yüzle, sportmenlikten söz eder?
***
Aziz Yıldırım'a gelince... Fenerbahçe taraftarlarının "sabır taşlarının çatlamaya" başladığı günlerde Aziz Yıldırım'ın dönüşü, beklenen sonuçtur. Duygular mantığını yenmiştir. Fenerbahçe Mecnun'u olan bir başkanın, kendi yalnızlığına saklanmadığı ortadayken, kendisinde biriken enerjinin sırrını merak ediyor Fenerbahçe taraftarları. Yarından sonra, hırs topuna dönüşmüş bir Aziz Yıldırım çıkacaktır ortaya. Dağdaki karlar yazın eriyor diye, dağların heybeti kaybolur mu?.
***
Bir teknik adamın önü kesildi diye, onun değeri kaybolur mu peki? Asla! Kaybolması da mümkün değil. Geçen yıl Türkiye'de teknik adamlığın en parlak ismiydi Abdullah Avcı. Gençlerimizi Avrupa Şampiyonu yaptı. Yetmedi, Dünya dördüncüsü yaptı. Yılın teknik adamı olarak ödüller aldı, ayakta alkışlandı ama birilerini mutlu edemedi. Ümit Milli Takım'ın başına geçmesine kesin gözüyle bakılıyordu da, karşısına duvar örüldü. Kompleksli yer göstericiler, Abdullah Avcı'dan rahatsız oldu. Abdullah Avcı da, mücadelesini önümüzdeki sezon İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde sürdürecek. Önlerine ne kadar engel konsa da, namuslu işçilerin sadece "biraz daha işi vardır!" Zaman herkese borcunu ödeyecektir. Hele Abdullah Avcı gibi "tırnak içindeki" adamlara!