Gözyaşlarınızı siliniz Dünya Kupası'nın başlama vuruşundan sonra Türk insanının "ruh hallerini" izliyor musunuz? İzleyenler şunu görüp, şunu sezinliyorlar. Türk insanı buruk, kırgın, hatta kızgın. Bundan 20-30 yıl önceki Dünya Kupaları'nı hepimiz "oralar bize uzak" duygusuyla izlerdik. Şimdiki Türk insanı ise "orası bize göre bir yer, ama niye yokuz" diye isyan ediyor. Gürcistan maçının şehir seçimi yanlışı, Kadıköy'deki Ukrayna sınavında hatalı taktik uygulama, Yunanlıları gözümüzde büyütme, Danimarka maçlarında iyi oyuna rağmen gelmeyen galibiyetler ve İsviçre maçlarındaki toplumsal "kabadayılığımızın" nelere mal olduğunu şimdi daha iyi anlaşılıyor. "Kaçan balık büyük olur" derler ya; durumumuz işte aynen böyle. Neler mi kaçırdık? Ülke tanıtım fırsatını... Türk bayrağının bir kez daha dünyanın dört bir yanına ekranlarla taşınma şansını... Tüm medyayı sarmalayacak reklam pompasını... Turizm sektörünü tavana vurduracak yoğun hava trafiğini... Aklınıza gelebilecek her şeyi... Orada olsak ne mi yapardık? Bu "hazin" bir soru ama cevabı açık. İsviçre'nin yerinde biz olur, Fransa, G.Kore ve Togo'lu gruptan en kötü ikinci olarak bir üst tura çıkardık. Ev sahibi Almanya dahil, o düzeydeki bir eşleşmeden çeyrek finale yükselirdik. Brezilya, Arjantin, Hollanda ile yolumuzun kesişmemesi durumunda bir kez daha yarı finale adımızı yazdırırdık. İyi seçilmiş, iyi hazırlanmış bir Türk Milli Takımı, ikinci vatanında bunları yapar mıydı, yapamaz mıydı? Türkiye'yi ve diğer takımları masaya koyun ve yanıt verin. Gözyaşlarınızı mendille silerek!..