İyilere yazıyorum Merak ediyorum, İspanya'da, İtalya'da ve diğer ülkelerde insanlar bu kadar kolay lekelenebiliyor mu? Sezon sonu yaklaşınca futbol kamuoyu, "Bu takım, şu futbolcu, şu kaleci, şu hakem maçı satacak" diye düşünüyor. Deplasmanda alınan her galibiyetin altında da "bit yeniği" aranıyor. Bu düşüncelere inanan insanları (ki bunların içinde çok aklı başında, kariyer sahibi olanları da tanıyorum) görünce acayip üzülüyorum. Hayatlarında ayağını bir kez topa dokundurmamış, çime ayağını basmamış kişilerin o işten ekmek yiyen futbolcu, teknik adam ve hakemleri bu kadar kolay "kirletmeleri" beni hep rahatsız etti. Bu "pis" düşünce, ligde kalmak veya şampiyon olmak için en ufak da olsa bir şansı olanların verdiği inanılmaz mücadeleyi görmezden gelmek bu kişilere yapılmış bir haksızlık, emeğe saygısızlık değil mi?
Bu kadar şut olur mu? Hiçbir bilgiye, kanıta dayanmadan suçlayan kötü yüreklileri, "kişi karşısındakini kendi gibi bilirmiş" diyorum ve kınıyorum. Pazar günü kupa şampiyonu Beşiktaşlı futbolcular kötü geçirdikleri bir sezonu iyi bitirebilmek için sahadaydı. Ellerinden geleni yaptılar. G.Saray'dan çok daha iyi oynadılar. Daha fazla pozisyona girdiler. Beşiktaş, son 15 dakikada her atağını G.Saray'ın kalesine şut atarak bitirdiler. Gözlerime inanamadım. Bu kadar kısa zamanda bu kadar fazla şut nasıl atılıyor diye kendime sordum. Hiçbir maçta üst üste kaleye atılan bu kadar fazla şut görmemiştim. Ama Tümer, Gökhan, Bobo, Sergen, İbrahim Üzülmez ve diğer oyuncuların vurdukları şutlar gol olmadı. Ve mucizevi şekilde Hasan Kabze iki kaleyi bulan şut atma becerisini göstererek takımının kazanmasını sağladı. Sonuçta kötü kalplilerin aklından geçirdiği G.Saray'ın galibiyeti gerçekleşti, "Pis" düşünceler etrafımızı sardı. Kötü kalplilerin fikrini değiştiremem. İyi kalplilere sesleniyorum: Beşiktaş kazanmak için sahaya çıktı. Ancak G.Saray kötü oynadığı maçı Allah'ın yardımıyla kazandı.