İşte Beşiktaş bu İnönü'deki son derbi, fanatiklerin, gözü kendi takımından başkasını göremeyenlerin anlayacağı bir maç değildi. Taraftar olmak, takım tutmak gibi saplantısı olmayan bir yazar konumunda; maçı objektif ve sağlıklı bir gözle izledim. Ardından TV'de defalarca özet görüntülere baktım. Vardığım sonuç şu; maçı kaybeden taraf, maçın gerçek galibi. Bir sürü spekülasyonun yapıldığı, Beşiktaş'ın maçı bırakacağının iddia edildiği otamda 103 yıllık kulübün futbol takımı alkışlanacak bir onur savaşı verdi. Beşiktaş'ı bu sezon hiçbir hafta kazanma hırsını, oyun kalitesini böylesine üst düzeye çıkardığı hiçbir maçta izlememiştim.
Eğer Beşiktaş, bu futbolu her hafta oynasa, şampiyonu hâlâ belli olmayan ligde şampiyonluğunu haftalar önce ilan etmiş takım olurdu. Aldığım notları, tekrar tekrar izlediğim görüntüleri teraziye koydum. Ortaya 4-2 veya 5-2 gibi bir Beşiktaş galibiyeti çıktı. Başkan Yıldırım Demirören'in "Gönlümdeki şampiyon G.Saray" sözlerinden sonra bu sütunlarda konuya ilişkin şöyle yazmıştım: "Gönlümden geçse bile G.Saray maçının başlama düdüğünden itibaren başkan, Beşiktaş'ın galibiyeti için dua eder." Beşiktaş, anlı şanlı tarihine yakışan unutulmaz bir maç oynadı. Bir tek şeye takıldım. Beşiktaş seyircisi, galibiyeti hak ettiği halde yenilen takımını alkışlamadı. Ayakta alkışlamalıydı.