Şimdi sıra sizde Beşiktaş seyircisinin yenilgileri "kahır" meselesi yapmasına gerek yok. Bakın... Geride sadece 8 maç kaldı. Üstelik bunların 5'i dışarda, 3'ü de içeride. Demek ki "kayıp" bir sezonun "veda" maçları oynanacak. Kazanılmış maçlardan sonra aşırı "iyimserliğe" ve de kaybedilmiş maçlardan sonra aşırı "kötümserliğe" kapılmanın bir anlamı olmamalı. Sonuçta üç "geçerli" kupa maçı oynarsa Beşiktaş, UEFA biletini o kulvardan alabilecek. 8 haftalık lig kulvarında da bu şans fazlasıyla devam ediyor. Bana sorarsanız ligde geri kalan maçlardan Avrupa'ya çıkmanın fazla bir "garantisi" bulunmuyor. Çünkü Beşiktaş, "sakatlık" denen sorunu ligde en fazla yaşayan takım.
En önemli oyuncular, en önemli maçlar öncesi "hastanelik" olup haftalar boyu takımdan uzak kalıyorlar. Bir atrenörün çalışma biçimi ile, öbürünün kendi tarzından mı nedir bilinmez ama Beşiktaş kadar ligde MR rekoru kıran, "doktor" muayenesine giden başka bir takım görmedik. Beşiktaş'ın kilometre taşları kısalırken, iki "önemli" oyuncuya şimdi her zamankinden daha çok ihtiyacı var. Kim onlar? Elbette Sergen ve Tümer. Kalan 8 haftada Sergen ve Tümer'den birisi bile "liderliğe" soyunursa, Beşiktaş, Avrupa'yı en azından kulvarlardan birisinde cebine koyar. İkisi birden "düet" yaparsa, iki kulvardan da UEFA kapısı açılır. Bütün mesele bu.