Zalim ve mazlum Mazlum' takımın başkanı açıklıyor 'Siyaset Meydanı'nda, "G.Saray'ın 800 milyon dolarlık mal varlığı var" diye... Yani kulüp üzerine kayıtlı, tapulu mal. Zannedersiniz ki, paralarıyla almışlar. Şimdi de, SeyRANTepe'nin peşindeler. 'Duruş' takımı şehrin göbeğine binaları dikmiş, salonunu almış. Fulya'yı da envanterine geçirmiş. Hem de tapusuyla. Yetmemiş, illegal bir projeyi geçirmek için de belediyeye baskı yapıyorlar. Üstelik ikisinin statları da devletin malı. Bir diğeri de liman sahibi. 'Zalim' takımın tek bir tapulu malı yok. Tabii ki devletin verdiği araziler var ama hiçbiri tapulu malı değil. Seyrantepe'yi peşkeş çekmek için seferberlik ilan edenler, Kenan Evren Lisesi'nin yerini vermemek için 6 yıldır bin dereden su getirtiyorlar. Fenerbahçe yönetimi ve taraftarı zenginlikle değil, o stadı elbirliğiyle, imece usulü yapmakla övünüyor. Çünkü Şükrü Saracoğlu, topyekün bir dayanışmanın ortaya çıkardığı mabeddir. Kombinelerle, localarla, Fenerium ürünlerinin gelirleriyle ve yönetimin olağanüstü gayretiyle yapılmıştır. Devletten beş kuruş dilenmeden...
Tribün hafızası unutmaz Şükrü Saracoğlu Stadı'nın arazisi bu kulübün malıdır. Prosedür gereği stat yapılabilsin diye, devlete devredilmiştir. Şu anda devletin tek çakılı çivisi kalmamasına rağmen, stadın tapusu için 30- 40 milyon dolar talep edilmektedir. Bu parayı da, şehrin göbeğindeki araziyi emlakçılık yapsınlar diye vermek için yarışanlar istiyor. Kenan Evren Lisesi karşılığında ikisinin arazisi de kulüp tarafından alınmak üzere, 5 okul yapılmasını isteyenler yani. Buna rağmen arada bir fark varsa, bu mazlumla zalimin değil, dilenenler ile direnenlerin arasındaki farktır. Birileri el bebek gül bebek, korunup, kollanıp, pışpışlanıp emzirilirken, birisi de kendi kundağını kendisi bağlıyordu. Mezalim yaratanlar, zalimle kol kola girenler, şimdi medyanın da gayretiyle mazlum diye pompalanadursun, ıskalanan bir şey var; tribündeki insanda sokaktakinin aksine fil hafızası vardır. Çünkü unutmak eksilmektir, çünkü Fenerbahçe de bu yüzden çoğalıyor!