Takke düştü Daum takıma hakim değil. Gücünün yettiğini oyundan çıkarıyor. Böyle bir hoca ile Fenerbahçe hiçbir yere gidemez. Bunu herkes görüyor Hakemlerin katkısına rağmen hâlâ Galatasaray önde. Bu da Fenerbahçe'de idari ve teknik yönetimin başarısız olduğunun kanıtıdır..... Aziz Yıldırım'ın eylemleriyle, söylemleri arasında dağlar kadar fark var. Ama kulüpte ipleri öyle bir ele geçirmiş ki karşısına aday bile çıkmıyor
Fenerbahçe puan kayıplarına Kayseri karşısında da devam edeken, eleştiriler genelde Daum'a yönelikti. Siz bu düşüşü neye bağlıyorsunuz? Bir takım 5 haftada üst üste 10 puan kaybediyorsa, bu takımın adı da şampiyonluğa oynayan Fenerbahçe ise bunun teknik direktörünün eleştirilmesinden doğal bir şey yok. 1 maç, 2 maç kazaya uğrayabilirsin ama üst üste kazaya uğrayıp, 4 puan önden, 2 puan geride kalıyorsan ve rakip de dünya kadar puan kaybedip öne geçiyorsa o zaman suçlu teknik direktör olur. Sadece skor olarak söylemiyorum. Skora bakarsan Daum tek tek bütün maçlarda kendisini savunabilir.
Yani maçların gidişine bakınca Fenerbahçe puan kaybettiği bütün maçları kazanabilirdi de. Son maç dahil. Kayseri maçında Fenerbahçe'nin oynadığı futbola, kaçırdığı gollere bakın, buna karşılık Kayseri'nin oynadığı futbola ve attığı gole bakın. 'İlahi adalet' diye bir şey varsa maçı Fenerbahçe'nin kazanması gerekiyordu. Ama ilahi adalet, Kayseri lehine tecelli etti.
YUKARIDAKİ KARIŞTI Bir arkadaşım bunun üzerine ilginç bir yorum yaptı: Hakemler bu kadar çok Fenerbahçe'ye destek olmasalardı yukarıdaki bu işe karışmazdı. Bunları bir kenara bırakıyorum. Daum, "Benim kadrom dar. Bu dar kadro uzun maratonda sorun yaratır" diyor. Mantıken doğru. Ama şimdi Kayseri maçında, kenarda oturanlara bakın: Servet, Deniz, Kemal, Selçuk... Bu 4 tane adam 2000 yılında dünya 3.'sü olan Milli Takım'ın yaşlanmakta olduğunu tespit eden zamanın teknik direktörü Şenol Güneş tarafından bir yıl sonraki Konfederasyon Kupası'nda sahaya sürülen geleceğin Milli Takımı'nın yıldızıydı. Bu futbolcular transferin en gözde isimleriydi. Bunların hepsini Fenerbahçe aldı. Bunlar 90 dakika yedekte oturuyor, oyuna dahi girmiyorlar. Fenerbahçe maçı kazanamıyor, götüremiyorken dahi oyuna girmiyorlar.
TİGANA KESTİ ATTI Ve bakıyoruz ki bu Daum'un oyundan çıkardığı adam da sahanın yıldızlarından Tuncay. Fenerbahçe'nin bütün pozisyonlarında Tuncay var. Tuncay oyunda kaldığı her an takımı ve tribünlerini ateşleyen bir oyuncu. Böyle bir oyuncuya her zaman ihtiyaç var. Çektiği şutlar gol olsa Tuncay sahanın yıldızı olacaktı. Ama Tuncay'ı çıkardı. Çünkü dökülen, topa vurmayan, gezinen Anelka'yı, Alex'i ve Appiah'ı oyundan alamadı. 2 hafta evvel Appiah'ı oyundan almaya kalktığı zaman, Appiah onu televizyon kameralarının önünde rezil etti. Tigana, 'Afrika Kupası'ndan geç döndü' diye turnuvanın en değerli oyuncusunu kadro dışı bırakıp oynatmazken Daum, Appiah'a cevabını veremedi. Veremediği için de Kayseri maçında Alex'i de, Anelka'yı da oyundan almaya cesaret edemedi. Çünkü yine dalga geçilme tehlikesi var. Kimi aldı oyundan; Tuncay'ı: "Sen şamaroğlanısın, benim gücüm yabancılara yetmez, onun için sen gel kenara kardeşim." Böyle bir anlayışla Fenerbahçe bir yere gitmez. Fenerbahçe'nin böyle bir hoca ile hiçbir yere gitmediğini bütün Türkiye biliyor. Bütün Türkiye'nin gözü Fenerbahçe'nin, Avrupa'da başarılı olması ve Galatasaray'ın Avrupa kupasını kazanan tek takım olma unvanını paylaşmasında. Türkiye şampiyonluğu, Fenerbahçe camiasını kesmiyor. Türkiye'de şampiyonlukla yetinen bir tane adam var Fenerbahçe camiasında; o da ne yazık ki Fenerbahçe'nin başkanı. Aziz Yıldırım'ın 'en çok Fenerbahçe şampiyonluğunu gören başkan' unvanını aldıktan sonra bütün ideali, bütün ihtirası üst üste 4 şampiyonluk kazanarak Galatasaray'a ders vermek. Dışarıyla falan alakası yok. Söylediklerine bakmayın, hep palavra. Dışarıyla alakası olsa Avrupa'da bir tane başarısı olmayan Daum'u şimdiye kadar kovmuştu. Daum'u kovmuyor çünkü yeni hocayla devam etmek risk. Bütün hevesi Türkiye şampiyonluğu olduğu için de Daum'a göz yumuyor. Ama o da devam edemeyecek. "Biz Daum'dan memnunuz, devam edeceğiz" diye demeçleri var, palavra... Edemez. Madem öyle konuşuyor yapsın o zaman mukaveleyi. 3 yıllık sözleşme yapsın da göreyim; yer yerinden oynamıyor mu? Aziz Yıldırım'ın eylemleriyle, söylemleri arasında dağlar kadar fark var. Ama kulüpte ipleri öyle bir ele geçirmiş ki, görüyorsunuz karşısına aday bile çıkmıyor. 3 bin 600 tane adam gelip, Aziz Yıldırım'a oy atıp gidiyorlar. O zaman niye yapılıyor bu kongre? 3 bin 600 kişi kongreye niye geliyor? Ortada başka aday yok. Yani yönetim kurulunu seçme hakkı dahi yok. Hadi sen tek başına başkansın, bir çarşaf liste hazırlarsın, 20 kişi, 30 kişi. Kongre de oradan göreve gelmesini istediği yöneticileri işaretler. Üyelerin öyle bir hakkı da yok.
ORTADA RAKİP YOK O zaman bu yönetim kurulunda da Aziz Yıldırım'ın ya her dediğine "He" diyip yerini muhafaza edenler var. Şimdi bir kulüp böyle yönetildiği zaman, onun başarısı falan söz konusu olmaz. İşte bir övündükleri Türkiye şampiyonluğu vardı, hakemlerin 16 puan sağlamış olmasına rağmen (kendi lehlerine 11, Galatasaray aleyhine 5) hâlâ Galatasaray önde. Bu da Fenerbahçe'deki gerek idare gerek teknik yönetimin ne kadar başarısız olduğunun kanıtıdır. Galatasaray dökülüyor, maaş veremiyor, futbolcular boykot yapıp antrenmanlara çıkmıyor, kıyametler kopuyor; buna karşılık Fenerbahçe'nin her şeyi var. Hakemler de Fener'in arkasında. Ama hâlâ Galatasaray önde. İnsan biraz utanır. Tarihinin en kötü dönemini yaşayan Galatasaray, hâlâ önündeyse "Sen ne yaptın o zaman kardeşim" derler adama. Beşiktaş silinmiş, Trabzon silinmiş, Anadolu'dan zaten takım çıkmıyor, Galatasaray tarihinin en kötü dönemini yaşıyor, Fenerbahçe hâlâ lider değil. Fenerbahçe kongresi düşünsün; kime nasıl oy verdiğini...