Bırakın bu işleri Samsun maçında Nobre'nin gol atmak yerine kendini atmayı tercih etmesi, bütün F.Bahçeliler'i derinden yaraladı. Hemen herkes 'inşallah kaçar' duası yapınca, duran topları zombileştiren Alex, bu negatif elektrikten olacak, ilk penaltısını kaçırdı. Herkes de rahat nefes aldı... Ama bu arada olan Kerem'e oldu. Nobre kendi takımındaki arkadaşları ile rakip takımdaki meslektaşlarına, kendisine, taraftarlarına, futbola ve hakeme ayıp etti. Buraya kadar her şey tamam. F.Bahçeliler bu konuda hemfikir. Ancak safsatalardan tarih üretmeye çalışan kalemşörler ile şaibenin dibine vurmuşların, 'şaibe' söylemleri pek bir komik. Hele bir milli maç sonrası bile kendini atmanın tarifini, "Fatih hocamın da dediği gibi, başarıya giden her yol mübahtır, o yüzden attım" sözleriyle taçlandıran Arif Erdem (!) benzetmesi...
Rekor kıramaz Nobre'den iki hareket, Arif'ten 2 bin hareket. Yani Nobre'den stajyer bile olmaz. Üstelik bu felsefenin bir numaralı uygulayıcısı ve öğreticisinin imparator lakabıyla yere göğe sığdırılamadığı, Milli Takımın başına oturtulduğu, aynı felsefenin bir başka uygulayıcısının da federasyon başkanı olduğu bir ülkede... Nobre her maçta iki kez hakem yanıltıp penaltı çaldırsa Arif'in rekorunu egale edemez. Bunları geçeceksiniz. Nobre'ye çalınmayan penaltılara sayın olsun bitsin. F.Bahçe siyaseti, derin devleti, federasyonu, MHK'yi arkasına alarak futbolu iğfal edenlere karşı "Temiz Bir Lig İstiyoruz!" manifestosunu ilk koyan ve bu nedenle de en ağır bedeli ödeyen kulüptür... "Helal üzüntüler" her zaman "haram sevinçlere" tercih edilmiştir. Koruma ve kollanmaya alışmış/ alıştırılmış proje takımlar, bu cümlenin içeriğini kavrayamazlar. Ha eğer ortada bir komplo varsa da, bunun adresi asla F.Bahçe değildir! Yani oyun F.Bahçe'nin üzerine oynanmaktadır...