Siyasete futbol bulaştı! Fikrimi geçen hafta açıklamıştım. Bence Haluk bey başkanlığı hak ediyordu ama 2.5 yıl beklemeli ve yürütme organı ile gereksiz bir polemiğe girmeden daha sonra çok güçlü olarak gelmeli idi. Ancak kendi prestijini kurtarmak ve son derece insani duygularla, açıkçası "Rüştünü ispat etmek için" seçime girdi ve kazandı. Bu aşamada da Sayın Şahin, olağanüstü genel kurula gideceğini açıkladı. Seçim öncesi yazımda bu işin bir düelloya döneceğini yazmıştım, nitekim döndü de. Ama şimdi soluk alma zamanı. Sayın bakan son derece naif bir beyefendidir. Söyledikleri ve çıkış noktasında haklıdır, ancak çıkış bakımından yanlış bir zaman seçmiştir. Yapılacak ve de tansiyonu düşürecek olan şey, Ulusoy'un verdiği söze güvenerek, davaların sonucunu beklemektir. Zaten Ulusoy'da bu konuda verdiği sözle kendisini bağlamıştır. Basının da artık bu işi, Ulusoy:1-AKP:0 gibi tahrik edici söylemlerin dışına çıkarması gerekmektedir. Başbakanın burada doğrudan bir müdahalesi yoktur. Burada illa da gol atılan kale aranıyorsa, o kale sayın Hasan Doğan'ın kalesi olacaktır. V.S.Landor "Büyük geçinen bir çok adam yakından bakılınca büyüklüklerini kaybeder" der. Zaman yağcıların ve menfaatçilerin yok olup, futbolun gerçek sahiplerinin futbola sahip çıkma zamanıdır. Zaman futbol pastasının değerini kalitesiz yayınları, oyunları ve davranışları ile düşürenlerin sesinin kesilme zamanıdır. Sonuç; Futbola siyaset değil, siyasete futbol bulaşmıştır, o yüzden de devlet kavga etmeyecek, barıştıracak, uzlaştıracak, sorun çözecektir.