Beşiktaş = Zaman ve sabır Bazen tek bir ipi çekmekle kocaman bir "düğüm" çözülebilir. Erciyesspor'un ilk golünde İbrahim Toraman'ın sektirdiği topu Cenk İşler'in kontrol ettiği an, düğümün çözüldüğü andı. Cenk, Beşiktaş'ın "yumuşak karnı" olan defans göbeğini yara yara gole gittiğinde Tigana'nın tepkisine bakıp teşhisi koyabilirsiniz. Ne anlatıyordu o tepki? Şunu: "Hadi ordan be... Bu kadarı da olmaz!" Bana da sorarsanız, olmaz... Ama uyumsuz bu "çizgi defansı" ben değil, Tigana kuruyor. İbrahim Toraman ile Çağdaş Atan yan yana gelince Beşiktaş'ın kaderi sezon başından beri çoğu kez attığı kadar yediği golleri kaçınılmaz kılıyor. Ronaldo gittiğinden beri savunmanın iki yakası bir araya gelemedi.
Durum; Tigana öncesi de böyleydi, Tigana sonrası da aynı. Sezon başından beri bu hastalık yüzünden Beşiktaş, 10 iç saha maçında 15 puan kaybetmiş ve liderin 22 puan gerisine düşmüşse, bundan... Tigana, Koray'ı İbrahim Toraman'la yan yana oynatmak yerine orta üçlünün sağına koyunca böyle oluyor. Sadece Erciyes maçını örnek vermek bile yeterli. Tigana, Koray'ın yerinde Okan'ı, Çağdaş'ın yerinde de Koray'ı denese; iki golden fazlasını görür, yediği golleri de belki yaşamazdı. Yanlışlıkları seyirci görüyor. Top, Çağdaş'a her geldiğinde tribünlerin nasıl gerildiğini basın tribünü de fark ediyor. Çağdaş'ın ileri değil, geri toplarına öfkeyi de duyuyor. Yine de Tigana'nın önünde "zaman" gibi bir averaj var. Seyirci, "sabır" göstermeli. "Zaman" ve "sabır" haziranda "doğru" Beşiktaş'ı doğuracak.