Biri bizi 'özet'liyor! Bir gün size teşekkür edeceğim hiç aklıma gelmezdi. Sizin sayenizde herkesin kaç okka ciğer taşıdığını, omurgalı olup olmadığını öğrendik... Son federasyon seçimlerinde, herkesin kalibresi su yüzüne çıktı. Futbolun ve kulüplerin kimlerin eline kaldığı bir kez daha tescillendi. Medya önünde 'Musa' peygambere inandıklarını söyleyip, kulislerde 'firavun'lara tapınan fırıldakları, rüzgar güllerini gördük... Kimler omurgalı, kimler omurgasız, kimler hangi ikballerin uğrunda nasıl kılıktan kılığa giriyor hepsi tartışmasız bir şekilde ortaya çıktı. Tekrarlardan usanmayan balık hafızalarımızın sınırlarını öğrendik. Bir 'muhtariyet' padişahı özentisinin, medyanın yoğun imaj parlatma gayretiyle nasıl 'demokrasi sembolü' olabileceğini öğrendik. Sizi omuzlarında atıp tutanlara, hemen yanınızda yılışık bir gülüşle poz verip fotoğraf karelerine sığma yarışına girenlere de ibretle baktık. Hafızaları iğdiş eden bir unutkanlık virüsü mü bulaştı bu insanlara? Biyolojik bir saldırı mı yapıldı topyekün bilmem. Hele akrabanızın başkanı olduğu takımın stadında 'hoş geldin yalakalığı' yapan 'duruş' dersi verenlere bayıldık. Sizi sarı-lacivert dertlerinin getirdiği çaresizlikle 'çare' olarak görenleri, komedi filmi izler gibi izledik. Elbirliği ile yarattıkları bu 'toplam kalite'(!) tablosundan, kaliteli (!) futbol çıkacağını umut edenlerin, güzellemeler döktürenlerin, kendini 'adam' eksperi ilan eden 'bilmezdengelirkişi'lerin yüzsüzlüğünden utandık. 'Etiksiz ve etkisiz', 'tutan ve yutan', 'çarpan ve bölen' elemanların yoğunlaştığı bu federasyon seçimi sınavından alnının akı ile çıkan iki isim var. Biri Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin, diğeri de Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım. Bana göre Ayhan Bermek ya da Haluk Ulusoy, fark eden hiçbir şey yok. Gerçek mesele şu ki; Fenerbahçe durdurulamadıkça, 'PaperMoon Tarikatı' o koltukta hiç kimseyi oturtmaz. Zaten bütün tezgah da bunun için kurulmadı mı?