Fenerbahçe
Galatasaray  
Beşiktaş  
Trabzonspor  
Süper Lig  
2. & 3. Ligler  
Aktüel  
Yazarlar  
Fikstür  
Ana Sayfa  
     
Sayısal loto
Spor toto
Şans topu
Sorgulama

Yeni yılın ilk günü kendimle bir gezintiye çıktım. Futbolun içindeki herkesin eski yılla yüzleşmeden, yeni bir yıla ayak basması haksızlık sayılırdı. Politika, kendi adamlarını futbola sızdırırken yeni yıl ne getirebilirdi ki! Çamura batmış adamları, seçimi kaybetmeleri muhtemel şehirlere başkan yaptıran sistem, futbolun başına da kendine yakışan adamları seçtirecekti şüphesiz. Politika, dinle yapamadığını futbolla yapmak için bütün kollarını harekete geçirmişti.

Aşırı dozda delikanlılık alan televizyonlardaki "adalet abazanlarının", bütün bir yıl pozisyonların nasıl ırzına geçtiği ortadaydı. Ekrandaki "çiftleşmelerden" oluşan iki kişilik kalabalığın, adam gibi maç anlatamayışı da berbat bir leke gibi duruyordu. Futbolun gözüne girenleri ve çıkanları saydım da, sinirimden kendimi sokağa attım. Adamına göre maç yönetmenin kitabını buldum yolun üzerinde. Namuslu hakemlerden biri tekmelemişti... "Serdar Tatlı'dır" dedim, erkekçe maç yönetmenin hakemi olarak.

Televizyonlar ve gazete sayfaları arasında gerçeklerle yalanların kapışmasını izledim. Kaç zamandır Nihat Kahveci'ye Fenerbahçe forması giydiren medyatik sistemin, Rusya'ya giden Nihat için yalanlarını nereye saklayacağını sordum kendime... Cevabını da kendim verdim. "Gazetelerinin sayfalarına!" En güzel yalanlar, yeni yalanlardı. Yalandan kim ölmüş ki!

Haluk Ulusoy, yeniden federasyon başkanlığına soyunuyordu da, duvar afişlerinde Mehmet Ali Yılmaz'la güçbirliğinin resimleri asılıydı. "Sizinle bu ülkenin futbolu çok şey kaybetti" diye, bir taş attım Haluk Ulusoy'a. Hiçbir etkisi olmadı. "Ah be Hakkı!" dedim, "Bir taşla, Magnum etkisi yapacağını mı sanmıştın!" Herkesin bumerangı kendine dönüyordu.

Haluk Ulusoy'un eski borçları ödemek için başkanlığa soyunmadığını biliyordum elbet. Borç deyince aklıma Galatasaray geldi... Futbolcuların tehdit ettiği bir takımın, kimler tarafından bu hale getirildiğini biliyordum. Mazinin konaklarından takım yönetmekle, gerçeklerin gecekondusundan takımı ateşlemek arasında duran Galatasaray ruhu, hangi puronun ucunda yanıyordu acaba? Bu kez de, "Puro yakmakla, bir kulübü yakmak arasında bir benzerlik var mıdır?" diye sordum kendime... Sorunun cevabını Mehmet Cansun'la, Faruk Süren'e bıraktım. Baktım ki, Turgay Kıran konuşuyor! Onun "Yangından başkanlık kaçırma" konulu sohbetine yüz vermedim! Bana güven vermediği için belki...

Yolun karşı tarafında Aziz Yıldırım duruyordu, tek başına. Kendisine karşı kurulan güç odaklarına karşı, tanıdık planlar kuruyordu. Aziz Yıldırım, "Büyüklüğümüzü kıskanıyorlar" dedi, duydum. Kıskanılacak büyüklüğe sahip olmak, Aziz Yıldırım üzerinde niye bu kadar sıkıntı yaratıyordu acaba? 6 yıldır her şeyin üstesinden gelen bir başkan, "Bizi kıskanıyorlar" masalının dışına bir türlü taşamamıştı. Bana sorsaydı, Fenerbahçe'nin büyüklüğünü kıskanan adamın adını verirdim. Aziz Yıldırım, Daum'a kol kanat gerdiği için, Fenerbahçe Avrupa'da büyük başarılar yaşamamıştı.

Garip bir ülkeydik artık. Tribünlerde kadınların dövüldüğü, şikenin, rüşvetin ve dopingin altın devrini yaşadığı bir ülke. İsviçre maçının utancını göğsüne rozet yapanların el üstünde taşındığı, "Hasan almaz, basan alır" diyenlerin ülkesi... Ürktüm, böyle bir ülkede daha kaç çocuk ölecek diye... O yüzden yeni yılda fena halde şüpheleniyorum futboldan! Kirli politika dinle bölemediği ülkeyi, futbolla bölecek diye...


 
 

Fenerbahçe | Galatasaray | Beşiktaş | Trabzonspor | Süper Lig | 2 & 3 Ligler | Aktüel | Yazarlar | Sayısal loto | Süper toto | Şans topu | Ana Sayfa

Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
Merkez Gazete Dergi Basım Yayıncılık Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Üretim ve Tasarım  Merkez Bilgi Grubu

Daha önce neredeydin
"M. City' de mutsuzken yüzüme bile...
Aşçı parası verdim
"Canaydın yakın arkadaşım ama iki...
Toraman A.Villa' ya
Savunmaya genç yıldız arayan...
Siyaset geldi böyle oldu
"Başbakan' a yaranmak için...