Taş yerinde ağırdır Sezon başından bu yana Beşiktaş üstüne yazdıklarımı şöyle bir gözden geçirdim. En başlarda, "Beşiktaş ilk 6 haftayı kayıpsız atlatırsa kolay kolay tutulmaz" demişim. Aynı cümleye bir başka cümle daha eklemişim: "Tersi olur da bu dönem kötü biterse, durum bir önceki sezondan beter olur!" Bu ikinci iddia doğru çıkmış. Yedinci haftadan sonra bu sütundaki yazının başlığını ise "Bunlardan bir şey olmaz" şeklinde atmışım. Görüyorsunuz, bunlardan bir şey olmadı. Geçen sezonun ilk yarısında Bilbao ve F.Bahçe önünde iki muhteşem Beşiktaş vardı. Bu sezon Malmö maçı dışında alkışlanacak bir Beşiktaş hiç ortaya çıkmadı.
Örneğin, üç kez üst üste Beşiktaş yenilgisi oldu ama, üst üste üç kez galibiyeti bu kadro beceremedi. Beşiktaş'ın kadrosuna "kötü" diyebilir miyiz? Evet, diyebiliriz. Peki Beşiktaşlı futbolcuların her biri için "kötü oyuncu" denilebilir mi? Hayır, denilemez. Taş yerinde ağırdır. Gönderin Veysel'i, Youla'yı G.Birliği'ne; eski günlerine dönerler. Ailton, Schalke 04'te oynasa en az 10 gol atardı. Demek ki bazı futbolcular büyük takımların, bazıları da her takımın oyuncusu olamıyorlar. Beşiktaş 7-8 futbolcuyu göndersin, 3 isabetli transfer yapsın, toparlanma yoluna girer. Yönetimin, ocaktan sonraki başarısı yeniden yapılanmadaki becerisine bağlı. Sanırım bu da son kredi.